Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta İzmir’de anıldı

11.10.2020
31
A+
A-

49 yıl önce bedence aramızdan ayrılan, Partimizin ilk Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı Usta’mızı HKP İzmir İl Örgütü olarak İzmir’de andık.

Ömrünün 50 yılını, 22,5 yılı zindanlarda olmak üzere İnsanlığın Kurtuluş Davasına vakfetmiş Usta’mızı layıkıyla anmak için günler öncesinden İzmir’in sokaklarını afişlerle donattık.  Heyecanla ve coşkuyla yürüttüğümüz çalışmaları 11 Ekim’de stant çalışmasıyla taçlandırdık. 11 Ekim Pazar günü saat 14’te Karşıyaka Çarşı’da Kıvılcımlı Usta’mızın ve şimdiki önderimiz, Genel Başkan’ımız Nurullah Akut’un kitaplarının yer aldığı bir stant açtık. Standımızı Ustamızın hayatının yer aldığı görsellerden oluşan panolar ve pankartlarla süsledik. Saat 17:00’ye kadar Kurtuluş Partisi Gençliği ajitasyon ve propaganda yaparak Gazetemiz Kurtuluş Yolu’nun satışını yaptı.

Saat 17:00’de Partimiz Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir İl Başkanı Av. Tacettin Çolak, Usta’mız Kıvılcımlı’nın yaşamı ve mücadelesi üzerine bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın ardından Anma programımız sonlandırıldı. Tacettin Çolak’ın yaptığı, sık sık sloganlarla kesilen konuşmayı aynen yayınlıyoruz:

***

Köyceğiz Kuvayimilliye Komutanı, Türkiye Devrimi’nin Önderi, Partimizin İlk Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı; bedence aramızdan ayrılışının 49’uncu yılında da yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Partimizin ilk Genel Başkanı Kıvılcımlı, daha çocuk yaşında vatanımızın işgal edilmesine isyan etmiştir. İşgale karşı Aydın Cephesinde savaşan Yörük Ali Efe Çetesinde, daha Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan Yunan maskeli Emperyalist işgalcilere karşı savaşa girişmiştir. Düzenli orduya geçilince de Köyceğiz Kuvayımilliye Askeri Kumandanlığına atanmıştır.

Hikmet Kıvılcımlı; 50 yıllık Sosyalizm davasının yarısını Burjuvazinin zindanlarında yürütmüştür. Poliste gördüğü sayısız işkenceden hep başı dik çıkmıştır.

Cezaevindeki günlerini “derviş sabrı” ile geçirmemiş, elindeki sınırlı olanaklarla Türkiye’nin ve Dünyanın en önemli sorunlarına el atmış, kimsenin cesaret edemediği birçok alanda orijinal araştırmalar yapmış, çözümler üretmiştir.

Onlarca cilt kitap ve binlerce sayfayı bulan yazılarıyla ülkemizin sınıf ilişki ve çelişkilerini çözümlemiş; devrim stratejisini ve taktiklerini belirlemiştir. “Devrim Nedir?” anıt eseriyle Devrim sorununu çözümlemiştir. Ülkesinde kapitalizmin gelişimini ve emperyalizm olgusunu kanıtlamış, Ulusal Sorunu irdelemiş ve çözümünü göstermiştir. Yine Kadın Sorunu’ndan, Dil konusuna, Tarihsel Materyalizmden, Sosyal Sınıf tanımlamasına kadar birçok konuya açıklık getirmiştir.

Ülkemizin içinden çıkıp geldiği Osmanlı Tarihini, İslam Tarihini araştırmış, “Allah Peygamber Kitap” eseriyle; hem Türkiye Devrimcilerinin Din Realitesini bilince çıkarmalarını sağlamış ve devrimci mücadeleye yeni olanaklar sunmuş, hem de evrensel boyutta Din Sorununun Marksist analizine katkı sunmuştur. Bununla da yetinmemiş, “Komün Gücü” eseriyle; insanlığın başından geçen tüm serüveni açıklayan anahtarı vermiştir bizlere. Yani insanın insanlaşma sürecini ve toplum biçimlerinin oluşum mekanizmalarını tahlil etmiştir. İlkel Komünal (Sınıfsız) toplumun zaman içinde evrimi ile zıddına atlayarak (sınıflı topluma/kapitalizme) geçişini, buradan da sınıflı toplumun son aşaması olan Kapitalizmin teze dönüşerek Bilimsel Sosyalizm Antitezini yarattığını ve yeniden Çağdaş Komün’e doğru sentezlerle, dönüşümlerle ilerlediğini somut olaylarla ortaya koymuştur.

Dahası, “Tarih Devrim Sosyalizm” adlı anıt eseri ile Antika Tarih’in üzerindeki şalı kaldırmış, insanlığın 6000 yıldır karanlıkta kalan dönemini, Tarihsel Devrimler çağını aydınlığa kavuşturmuştur.

Zindan dışındaki sınırlı özgürlük zamanlarında da boylu boyunca pratik mücadelenin içinde yer almıştır.  Kendi deyimi ile “devrimcinin dinlenmesi bir çay içimlik kadardır.”

“Düşündüğü gibi yaşamak için güreşmeyen aydın, uşaktır” diyerek, iyi bir “devrimci nasıl olunur?” sorusuna kendi yaşamıyla en güzel cevabı vermiştir.

“Ben, insanın hayvan yerine konulmasına isyan ettiğim için Sosyalist oldum” diyerek, kahırlı ama bir o kadar da onurlu yaşamının gerekçesini açıklamıştır.

“Tarafsızlık bizim harcımız değil. İşçi çocuğuyuz. Olduk olası: başta işçi sınıfımızdan yana düşünüp davranmayı öğrendik. İnsanoğlunun ancak ve yalnız İşçi Sınıfı yanından gerçek insan olacağına inanıyoruz” diyerek Proletarya Sosyalizminin gerçek temsilcisi olduğunu ifade etmiştir.

Kıvılcımlı Usta; “Müslümanlık, gerçekten devrimci her sosyal doktrin gibi, sosyalizme dek varır. Hz. Muhammed’in temsil ettiği ilk İslamlık ve şeriat, değil fethedilen toprakları, taşınır ganimetleri bile Müslümanlar arasında ortaklaşa benimsemek ilkesine dayandırır. Ganimeti olduğu gibi Tanrıya adar, yani ortak Müslüman mülkü yapar.” der.

Yani İslamiyet’in ekonomi temeli olan “infak”a, eşitliğe, mal-mülk aşırmamaya dikkat çeker.

Fakat bugün insanlarımızı Allah’la kandırıp din alıp-satanlar ise; kendileri zevk-ü sefa içinde yüzerken cevr-ü cefa içindeki halkımıza; “Müminin görevi varlıkta şaşırmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir”, “fakirler cennette yedi kat yüksekte olacak, biz onları kıskanacağız” diye fetvalar vererek oy davarı haline getirdikleri Halkımızın aklıyla alay etmekteler.

Bu çağdaş Mauviye’leri yine Kıvılcımlı Usta yanıtlasın:

“Bezirgân partiler, okudukları edebiyat mavallarında ne denli Milliyetçi ve Vatanperver, Yurtsever görünürlerse yaptıkları batakçı vurgun pratiklerinde o denli çok ve utanmazca Milleti, Vatanı, Yurdu, İnsanı hiçe sayıyorlar. Bu durumlarıyla hepsi anayasa dışına fırlamış, gayrimeşru oyunbazlardır. Türkiye halkına ve yurduna ‘bu hayasızca akın’ dan kurtuluş yolunu ister istemez Türkiye İşçi Sınıfının siyasi partisinden başkası gösteremez ve açamaz.”

İşte o parti günümüzde; bu ülkenin en yurtsever en halksever en hayvansever en doğa-çevresever partisi olan Halkın Kurtuluş Partisi’dir.

HKP; “Davamız Halkların Kurtuluş Davasıdır” diyerek, emekçi halkımızın bilinçlenmesi, örgütlenmesi için yürüttüğü mücadeleyi, bıkmadan, usanmadan, yılmadan sürdürmektedir.

Son sözü Kıvılcımlı Usta’ya bırakalım:

“İnsanlığın önünde iki rahmetten biri var: ya bilesiye, tüm bilinçli, kıyasıya, öldüresiye ve ölesiye Milli Kurtuluş Savaşı göze alınır yahut sürünesiye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye, kullaşılır, köleleşilir. Ya Kurtuluş Savaşı ya da en soysuzca Köleleşmenin Mezar Taşı.”

Kıvılcımlı Usta, bizlere bıraktığı onlarca teorik-pratik mirası ile yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta’yı bedence aramızdan ayrılışının 49’uncu yılında saygıyla anıyoruz.

Kıvılcımlı Yaşıyor, HKP Savaşıyor!

11 Ekim 2020

HKP İzmir İl Örgütü