Türk Ordusu’nu Suriye’de Savaşa Göndermek Halklara, Vatana ve Tarihe İhanettir!

01.10.2014
178
A+
A-

Tayyipgiller kapalı oturumda getireceklermiş Meclise bir ihanet belgesi olan Tezkereyi. Halkımızdan gizli oylayacaklar tezkereyi. AB-D Emperyalistlerinin Tayyipgiller ve Fetogiller eliyle şamar oğlanına çevirdikleri Türk Ordusu, AB-D Emperyalistlerinin vurucu gücü olarak Suriye’ye gönderilecek. Kendi pis canları kıymetli, kıyamıyorlar canlarına Conilerinin. Türk Askerinin canı sudan ucuz. AB-D Emperyalistlerinin projeleri yaşam bulsun diye onlar adına ölecek Mehmetler, artık yan gelip yatmayacaklar.

ABD Emperyalistleri demişlerdi ya; buralardaki çıkarlarımızı gözetmek için bizim askerlerimiz öleceğine Müslümanlar ölsün. Onlar birbirini öldürsün, diye. Aynen şöyle demektedir CIA’nın eski Ortadoğu şeflerinden biri olan Robert Baer:

“Niye biz (Amerikalılar!) ölelim ki?” diyor kısaca eski CIA görevlisi Baer, “Bırakalım (Sünni ve Şii) Müslümanlar kendi aralarında birbirlerini öldürsünler!”(Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet Gazetesi, 14.04.2012)

İşte aynen bu olmaktadır, bu trajedi yaşanmaktadır. Namussuzca ve alçakça olan bu görüş sadece bir CIA şefinin düşüncesi değildir. Bu, CIA’nın, Pentagon’un, Washington’un ortak görüşüdür. Ve bu görüş doğrultusunda Türk Ordusu alavere dalavereyle, AB-D Emperyalistlerinin emri doğrultusunda Tayyipgiller tarafından cepheye sürülüyor. Müslümanları katletmek üzere, Ortadoğu Halklarıyla aramıza onulmaz kan davaları sokmak üzere. Türk Askerine bu sefer ulusal bağımsızlık için değil, AB-D Emperyalistleri Ortadoğu Halklarının bağımsızlığını ortadan kaldırsın diye ölmesi emrediliyor.

AB-D Emperyalistleri yarattı IŞİD canavarını. Suudiler, katar besledi Petrodolarlarla bu canavarı. Mekân olarak Tayyipgiller’in yönetiminde Türkiye kullanıldı. Bu canavarın bütün caniliklerini izlettiler tüm dünyaya. Dünya tiksintiyle izledi Ortaçağcıların caniliklerini. Yok edilmeliydi bu canavar, insanlık için tehlikeydi. Ve beklenen kurtarıcı çıktı meydana: Canavarı yaratan, onu yönlendiren başhaydut ABD!

Ne acıdır ki insan soyunun en büyük düşmanı, alçak, aşağılık Amerika ve müttefikleri kurtarıcı rolünde. Ve herkes de, bu elleri yüz milyonlarca masum insanın kanına bulanmış alçak emperyalistleri kurtarıcı diye bekliyor, alkışlıyor, onlardan medet umuyor, gelsinler de bizi IŞİD canavarından kurtarsınlar diye.

Ama başhaydut, işi ağırdan alıyor. Kendisini pahalıya satmak istiyor. “Biz kara ordusu gönderemeyiz, sadece havadan uçak ve füzelerimizle vururuz IŞİD hedeflerini. Karadan harekât yapmak, bölge ülkelerinin sorumluluğudur. Türkiye de bunların ön cephesinde yerini almalıdır”, diyor. Böylece de bizdeki Tayyipgiller ve bölgedeki benzer uşaklarına emrini vermiş oluyor. Görülmüştür ki birkaç gün önceye kadar IŞİD’e terörist bile diyemeyen, sadece “IŞİD unsurları” diye hitap eden ve “bizim IŞİD’e karşı bir askeri harekâta girişmemiz söz konusu değildir”, diyen Tayyipgiller’in başı; ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin yukarıda andığımız emri üzerine aniden tornistan ediyor ve “artık pozisyonumuz değişti, IŞİD’e karşı askeri bir harekâta gireriz”, anlamında cümleler gevelemeye başlıyor. Böyledir bunlar.

Hep diyoruz ya; bunların Kâbe’si Washington, diye. Oradan verilen her buyruk onlar için Tanrı kelamı mertebesindedir. İtirazsız ve tereddütsüz uyulur.

ABD Emperyalistleri IŞİD’i durdurma bahanesiyle Türk Ordusu’nu Arap coğrafyasına sokmak istemektedirler. Bu, ülkemiz için vahim bir hatadır. Ve Arap Halkıyla aramızda 10 yıllar boyunca sürecek soğukluğun, kırgınlığın ve hatta düşmanlığın tohumlarını atacaktır böyle bir sürükleniş. Bildiğimiz gibi Araplar kendi aralarında sıklıkla savaşırlar. Ama aynı sıklıkla da barışlar yaparlar. Ve bu savaşlar onların birbirlerine kırılmasına, arada düşmanlıklar oluşmasına sebep olmaz. Ama dışarıdan biri yani başka bir ülke onların coğrafyasında aralarındaki savaşa müdahale eder ve cephelerden birine karşı savaşa girerse o yabancı ülkeyi asla affetmez Araplar. Ve onun yaptığını unutmazlar. O bakımdan Türkiye’nin böyle bir cehenneme sürükleniyor olması çok vahim bir durumu oluşturmak üzeredir.

Ne yazık ki ABD hizmetkârlığında sınır tanımayan Tayyipgiller Türkiye’yi böyle bir felaketin içine atmayı da kabullenmiş görünmektedirler. Acı bir durum.

İşin bir diğer acıklı boyutu ise CHP’nin başındaki Sorosçu ekip de Türkiye’nin bu cehenneme sürüklenmesine Tayyipgiller kadar heveskârdır. Kılıçdaroğlu, Tayyip’ten önce öne atılarak ABD Emperyalistlerinin gözüne girebilmek için “Türkiye IŞİD’e karşı oluşturulacak koalisyon içinde yer almalıdır”, diye açıklamalar yapmış, görüş beyan etmiştir. NATO’nun yönlendirdiği Kontrgerilla’nın özel örgütü MHP ise bu işe dünden gönüllüdür. İktidarıyla muhalefetiyle burjuva partilerinin derdi ülkemizi ve halklarımızı düşünmek değil; ABD Emperyalistlerine hizmette kusur etmemek, karşılığında da koltuk kapmaktır ve küp doldurmaktır. Onların tümü ar dünyasında değil kâr dünyasında yaşamaktadır.

ABD Emperyalistlerinin ve Tayyipgiller’in derdi Türkiye’yi Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ya da Afganistan benzeri bir din devleti haline getirmektir. Tabiî bununla yetinmeyecek emperyalistler; Türkiye’yi en az üç parçaya böleceklerdir. Müslüman Türk Devleti, Müslüman Kürt Devleti ve Hıristiyan Batı Ermenistan olmak üzere.

Yani BOP’un Türkiye’ye ilişkin bölümü de hayata geçirilmek istenecektir. Bundan hiç kuşkumuz olmasın.

ABD Emperyalistleri günlük planlar yapmazlar; onların bölgemize yönelik 1960’larda oluşturulmuş 50 küsur yıllık planları vardır. Yani BOP bir anda ortaya çıkmış bir şey değildir. O emperyalist planları uygulamak için politikalar üretirler, stratejiler belirlerler ve savaşlar yaparlar onlar. Ve dikkat edersek; politikalarının özü hep şu tek cümleyle özetlenebilir:

“Dünyayı bin ülkeli bir hale getirmek” ya da “şehir devletçiklerine dönüştürmek”.

BOP da işte bu ana planın Ortadoğu’ya ilişkin bölümüdür.

Gerçekten ne güzel söylemiş, ne dahice özetlemiş Che, dünyanın başhaydut devletinin kimliğini:

“İnsan soyunun baş düşmanı ABD Emperyalistleri”, diyerek.

Biz de insan soyunun başdüşmanı bu emperyalist haydutlara karşı savaş vermekteyiz, 1919’dan beri. Bu emperyalist çakal sürüleri yok olup gidene kadar, ülkeler ve halklar özgürleşene kadar da bu savaşımız sürecektir.

Bu haydutlar 10 milyonlarca hatta 100 milyonlarca masum insanın kanını da dökmüş olsalar sonunda mutlaka yenilecekler ve Tarihin utanç sayfaları arasındaki yerlerini alacaklardır.

Bu emperyalist çakal sürüleri ve onların yerli müttefikleri ne kadar aşağılık ve namussuzca bir savaş sürdürmekteyseler, biz Gerçek Devrimciler de o kadar onurlu, yüce, kutsal ve insancıl bir savaş vermekteyiz. Sonunda kazanan kuşkusuz biz olacağız, halklar olacak, insanlık olacak…01.10.2014

Halkız Haklıyız Yeneceğiz!

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi