İnsanlığın kurtuluş mücadelesinin yılmaz savaşçısı Tuncel Kurtiz yalnızca bedence ayrıldı aramızdan

27.09.2013
222
A+
A-

Halkımızın işsizlikten, pahallılıktan, zulümden kurtulma mücadelesine, sanatıyla katkıda bulunan Tuncel Kurtiz, evinde yaşadığı bir kriz sonucu bedence aramızdan ayrıldı. Oyunculuk, yönetmenlik, yapımcılık, senaristlik ve şairlik sıfatlarının her birinde önemli eserleri olan Kurtiz, henüz hayattayken seslendirdiği şiirde sanki bugünü anlatmaktaydı:

Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;

Masum, yalınayak çocukluğum;

Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,

Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,

Düş bahçelerim yağmalanıyordu,

Herkes payına düşeni alıp giderken.

Bütün kimsesizliğimle,

Bütün çaresizliğimle,

Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;

Üşüyordum,

Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.

Saat on ikiyi beş geçiyordu.

(Serkan Uçar)

 

Elbette anlattığı son, insanların sadece bedence aramızdan ayrılışını anlatıyordu. Çünkü biliyoruz ki, Tuncel Kurtiz gibi bilgisini, birikimini ve enerjisini insanların insanca yaşaması için harcayan insanlar asla fikirce ölemez. Nasıl yaşadığına dönüp bakıldığında, hukuk, filoloji, felsefe ve psikoloji dallarında aldığı eğitimi, mevkii ve makam sağlamak için değil, para ve şöhret sahibi olmak için değil, halkının içinde bulunduğu durumu açıklamak, teşhir etmek için, halkın kurtuluşu için sanat alanında kullandığını ortaya koyarsak, onun ölümsüzlüğe neden ulaştığını daha iyi anlayabiliriz.

Okuduğu şiirlerde, oynadığı tiyatro ve sinemalarda hep halkının sesi olma kaygısı güdüyordu. Tüm derdi halkın dertlerini, mutluluklarını, tasalarını, umutlarını, üzüntülerini, sevinçlerini en anlaşılır halk diliyle kitlelere iletmekti. Yaşayışında da halkıyla beraberdi. Onun bu yönünü bilmeyenler için şaşırtıcı olsa da, eylemlerde, toplu taşıma araçlarında, sokakta rastlamak ve ona selam veren herkese sıcak sohbetini, insan sevgisini sunuşu bir rastlantı değildi. Günümüz sanatçıları bir kenara, günümüz insanında bile emperyalizmin-kapitalizmin yok ettiği bu insan sevgisi, bu sıcaklık, Tuncel Kurtiz’in insancıl kumaşının farkını da ortaya koymaktaydı. Bu yönleriyle devrimcilere örnek bir yaşam sürüyordu.

Komünistti, devrimciydi ve bunu sürekli olarak ifade ediyordu. Tekel’in özelleştirilmesi sırasında hükümetin emperyalist politikalarını eleştiren sözleri üzerine; “Bunlar nasıl sözler abi? Yoksa siz hâlâ komünist misiniz?” sorusuna cevap olarak; “Başka bir yol var mı yani? Başka bir düşünce, başka bir hissiyat, başka bir felsefe var mı? Dünyayı bir bahçe haline getirebilecek, insanoğlunun insanca yaşamasını, köleliğin kalkmasını, ırkçılığın kalmamasını öneren bir yol var mı? Bir hayal dünyasında yaşıyorum belki ama ona inanıyorum. Bir gün gerçekleşecek.” diyerek devrimci mücadeleye olan inancını da belirtmişti. Parababalarına, sivil toplum örümceklerine, Amerika’ya sonuna kadar karşıydı. Halkların emperyalizme karşı mücadelesi, onun seslendirmesinde en güzel ifadesini buluyordu.

Önce gürleyen sesimiz kovar yankileri

Sonra biz

Bombalanan topraklarda yakılan halkların

Soracakları hesap bitmedi daha

Bitmeyecek

Geçit yok Amerika’ya

Buralarda biz varız hey

Türküz, Kürdüz, Arabız biz

Sömürü, işgal, istila varsa

Ya istiklal ya ölüm diyenler de vardı

Varlar, var olacaklar hey

Biz varken, geçit yok Amerika’ya

Buralarda biz varız

 

Son zamanlarda, antika çağın büyük devrimcisi, döneminin teorik ve pratik ustası Şeyh Bedrettin’i anlatan bir filmi beyaz perdeye aktarmak için çabalayan Tuncel Kurtiz, yüzyılların birikimini günümüze taşıyacak bu önemli işini tamamlayamadan aramızdan ayrıldı.

Halkın Kurtuluş Partililer olarak onun yarattığı değerlerin mirasçısı olacağız. Devrimci aydın Tuncel Kurtiz’in anısı mücadelemizde yaşayacaktır. 27.09.2013