HKP, ANAYASAYI İHLAL SUÇU İŞLEYEN BİNALİ YILDIRIM HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

10.01.2019
50
A+
A-
HKP, ANAYASAYI İHLAL SUÇU İŞLEYEN BİNALİ YILDIRIM HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

HKP, ANAYASAYI İHLAL SUÇU İŞLEYEN BİNALİ YILDIRIM HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde, AKP İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı adayının Binali YILDIRIM olduğu açıklanmıştır. Ancak anayasanın açık hükmüne karşın TBMM Başkanı sıfatını taşıyan Binali YILDIRIM, Meclis Başkanlığı görevinden istifa etmemiş, etmeyeceğini de defalarca belirtmiştir. Bu durum açıkça anayasaya, yasalara aykırıdır.

Anayasanın 94/6. Maddesi : “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine, görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.” hükmünü içermektedir.

Yine 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 24/2. Maddesi : Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır.” demektedir. Görüldüğü üzere açık yasa hükmü istisnayı da açıkça belirtmiştir.

2972 sayılı Mahalli İdareler, Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Yasanın 17/1. Maddesi :” Milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile muhtarlar mahalli idareler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek veya aday gösterilebilmek için görevlerinden istifa etmek zorunda değildirler.”

Bütün bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Binali YILDIRIM açıkça suç işlemektedir. Ve işlemeye devam edeceğini açıkça belirtmiştir. AKP bayraklarının önünde yaptığı Basın Toplantısında, Halkımızla alay edercesine şöyle diyebilmektedir, pervasızca: “Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz. Hukuk devletinde hukuk konuşulur. TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeme konusundaki kararlılığımda değişiklik yok.” demekle açıkça demagoji yapıyor.

Öncelikle hukukun toplumdaki etik kuralların, örf ve adetlerin müeyyidelendirilmiş kurallar bütünü olduğunu bilmiyor mu kendisi? Elbette bal gibi ya da zehir gibi biliyor. Ama bunlar kendilerini hiçbir hukuk kuralı ile bağlı görmediklerinden böyle davranmaktalar.

Yukarıda belirtilen Anayasa ve yasa maddeleri hukuk normları değil mi? Binali Yıldırım’ın istifası “etik gereği” değil, hukuk gereğidir.

Ne yazık ki, bu açık kanunsuzluk karşısında CHP lideri Kılıçdaroğlu da, diğer partiler ve hatta Belediye Başkan adayları da teslim olmuş durumdalar. Yani AKP’gillerin yaptığı kanunsuzluğa bunlar da ortak olmaktalar. Öyleyse birbirinden hiçbir farkı olmayan bu partilere halkımız nasıl güvensin?

Bu Anayasaya ve yasalara aykırı suç oluşturan davranışa karşı Halkın Kurtuluş Partisi olarak suç duyurusunda bulunduk. Bu kişi ve benzerlerinden oluşan AKP iktidarının sürekli tekrarladıkları Anayasayı İhlal eylem ve işlemleri nedeniyle sürekli suç duyurularında bulunmaktayız. Anayasal düzenin korunması yalnızca Meclis’e ve idari organlara verilmiş bir görev değildir. Maalesef, şimdiye kadar Cumhuriyeti, Anayasa’yı ve Hukukun Üstünlüğünü korumak ve kollamakla görevli hiçbir Cumhuriyet Savcısı bu kişiler hakkında soruşturma başlatmamış, başlatamamıştır. Suçtan haberdar olduğu anda re’sen soruşturma başlatması gereken Cumhuriyet Savcıları maalesef yasal görevlerini yerine getirmemektedir. Yani yasama ve yürütme organlarının başında bulunan bu kişilerin sanki “suç işleme özgürlükleri” varmış gibi, her gün Anayasayı ve yasaları ihlal etmeleri görmezden gelinmektedir. Yine, tüm bu gelişmeler işlenen anayasal suçlar karşısında demokratik hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunması gereken kurumlar ve kuruluşlar suskundur. Hukuk Fakültelerinin Dekanları, Anayasa Hukukçuları, Kamu Hukukçuları, Siyaset Bilimciler suskundur.

Bu nedenle HKP olarak tarihsel bir sorumluluğu yerine getirmekteyiz. Bugünler mutlaka geçecek ve bütün suçlular gerçekten bağımsız mahkemeler önünde hesap verecek. Buna inancımız tamdır. 10.01.2019  

                                                                                            HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

 Suç Duyurusu:

 ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 BAŞVURUDA BULUNAN.: Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı
Karanfil Sokak No: 24/15 Kızılay/ANKARA

V E K İ L L E R İ……….: Av. Metin BAYYAR, Av. Ayhan ERKAN, Av. Ali Serdar ÇINGI, Av. Tacettin ÇOLAK, Av. Sait KIRAN, Av. Ayça OKUR,  Av. Halil AĞIRGÖL, Av. Pınar AKBİNA, Av. Doğan ERKAN,

                                           Adres: Sezenler Cad. No: 4/15 Sıhhiye/ANKARA

Ş Ü P H E L İ……………..: Binali YILDIRIM (TBMM Başkanı)  –  ANKARA

SUÇ……………………….: Anayasayı İhlal (TCK md. 309),

KONUSU …………………: TBMM Başkanı olan şüphelinin Anayasanın 94. Maddesinin açık hükmüne aykırı biçimde, TBMM başkanlığından istifa etmeden AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olması, AKP adına seçim çalışmaları yapması nedeniyle 5237 Sayılı TCK’nun 309’uncu maddesinde öngörülen “Anayasayı İhlal” suçunu işlediği çok açık olduğundan, şüpheli hakkında soruşturma başlatılarak yargılanması için Kamu Davası açılması istemidir.

AÇIKLAMALAR………..: 1- Bilindiği üzere 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde, AKP  İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı adayının Binali YILDIRIM olduğu açıklanmıştır. Ancak anayasanın açık hükmüne karşın TBMM Başkanı sıfatını taşıyan Binali YILDIRIM, Meclis Başkanlığı görevinden istifa etmemiş, etmeyeceğini de defalarca belirtmiştir. Bu durum açıkça anayasaya aykırıdır. Değerli hukukçu, eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk 08.01.2019 tarihinde yayınlanan ve önemli hukuki değerlendirmeler içeren bizimde katıldığımız yazısında şöyle demektedir:

TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri yansız kalmak zorundadır

Hukukun buyruğu açıktır. Belediye başkanlığına aday olmak isterlerse Meclis başkanları ve başkan vekilleri çekilmek zorundadırlar. Tersi tutum, hukuksal açıdan sakattır ve önemli sonuçlar doğurur.

….

Görevlerinin gereği

Anayasanın TBMM Başkanlık Divanına ilişkin 94üncü maddesinin altıncı fıkrası, tarafsızlık ilkesi ışığında şu TEMEL KURALI öngörmüştür:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.

Madde, tartışma götürmeyecek biçimde açıktır, saydamdır ve maddenin getirdiği ETİK ilke bellidir: Bu kişiler, TARAFSIZ olmak zorundadırlar. Bunun zorlayıcı sonucu da şudur: Bu makamlarda bulunanlar, ne siyasal tartışmalara katılabilirler ne de oy kullanabilirler. Bunlara uymazlarsa, tarafsızlıklarını yitirirler ve bu türden işlemler de geçersiz olur.

Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri konusunda herhangi bir ayrıklı (istisnai) hüküm getirmemiştir. Bu bir.

Buna karşılık 1983/2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 24’üncü maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır denilerek Anayasanın yukarıda belirtilen temel kurala burada açık bir ayrıklı (istisnai) hüküm getirilmiştir.

İhtiyar Heyetleri seçimi

Bildiğimiz kadarıyla yazılı hukuktaki tek ayrıklı hüküm budur.

1984/2972 sayılı Mahalli İdareler, Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Yasaya gelince, bu Yasanın 17inci maddesinde, milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi ve il belediye meclisi üyeleri ile muhtarların yerel yönetimler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek ve aday gösterilebilmek için görevlerinden ayrılmak zorunda olmadıkları konusu ise, bu konudaki duraksamaları gidermek için öngörülmüştür.

Meclis başkanı ve vekilleri

Ancak bu madde asla konuyla doğrudan değil, dolayısıyla ilgilidir. Zira bu maddede, dikkat edilirse, Meclis başkanı ve başkan vekilleri istisnalar arasında sayılmamıştır. Yalnızca milletvekillerinden söz edilmiştir. Bu da olağandır. Çünkü milletvekilleri siyasetin gereklerini yapmaktadır ve yapacaklardır. Bu iki.

Yine aynı Yasanın 36’ıncı maddesinde, bu kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkındaki Kanun ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uygulanır anlatımı ise, yalnızca Yasadaki boşlukları doldurmak amacıyla konmuştur.

Anayasanın yukarıda sözü edilen temel kuralıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Olamaz da.

Dolayısıyla 1984/2972 sayılı Yasanın 36ncı maddesi bu hüküm esas alınarak Siyasi Partiler Yasasının milletvekili seçilebilmesine izin veren 24’üncü maddesi kanalıyla Meclis başkanının Başkanlıktan ayrılmadan aday olmasına engel bulunmadığı sonucuna asla ulaşılamaz. Çünkü bu türden boşluk doldurucu maddeler, ayrıklı hükümleri uygulamak için değil, yasalarda benzer hükümlerle boşlukları doldurmak için konulur.

Eğer ayrıklı hükümler, hukukun bilinen yorum kuralları, böylesine boşlukları doldurmak için konulan hükümlerle dolanılarak uygulanmaya kalkışılırsa, bu bir hukuksal gerekçe olamaz; olsa olsa bir bahane olur. Çünkü böyle bir yaklaşım, ayrıklı hükmü, kural hükme dönüştürür. Bu da üç.

Bu türden hukuk sapmalarını önlemek için hukukun iki bin yıldan bu yana bulduğu ve uyduğu temel ilke şudur: İstisna, dar/sıkı sıkıya yorumlanır (Exceptio est strictissimae interpretationus), eski deyişle istisnai hüküm mevridine hasrolunur; asla genişletilemez; yani asla bir temel Kurala dönüştürülemez.

Görülüyor ki, hukukun buyruğu açıktır: Belediye başkanlığına aday olmak isterlerse Meclis başkanları ve başkan vekilleri çekilmek zorundadırlar.”

(http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1194360/TBMM_Baskani_ve_Baskanvekilleri_yansiz_kalmak_zorundadir.html)
2- Görüldüğü üzere Binali YILDIRIM Anayasanın 94üncü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 24üncü ve 2972 sayılı yasanın 36ıncı maddesine aykırı davranarak suç işlemiştir. Ve işlemeye devam edeceğini açıkça belirtmiştir, basın yayın organlarında çıkan açıklamalarında. Bir örnek olarak alalım aşağıdaki açıklamayı:

Binali Yıldırım İstanbul’da basın mensuplarıyla buluştu

TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, …

Yıldırım, 31 Mart seçimleri için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışacağını ifade ederek, “Partimiz karar verdi. İstanbul’da bu yarışta bulunmamızı istedi bizden. ‘Başımız, gözümüz üstüne’ dedik, böyle bir yola girdik. …

İSTİFA AÇIKLAMASI

Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz. Hukuk devletinde hukuk konuşulur. TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeme konusundaki kararlılığımda değişiklik yok.”

(http://www.hurriyet.com.tr/gundem/binali-yildirim-istanbulda-basin-mensuplariyla-bulustu-41075186)

Bu nedenlerle şüphelinin anlatılan eylemleri; TCK’nun 309’uncu maddede tanımlanan ANAYASAYI İHLAL suçunun kapsamındadır. Açık anayasa hükmü ihlal edilmektedir.

Şüpheli ise iktidarın tüm zor olanaklarını yönetme ve sevk etme imkanı taşıdığı için bu makamdan bu eylemi gerçekleştirmesi cebir unsurunu kendiliğinden içermektedir.

Bu kişilerin, ettikleri yemine bağlı kalmadan sürekli tekrarladıkları Anayasayı İhlal eylem ve işlemleri nedeniyle, müvekkil parti adına biz; sürekli suç duyurularında bulunmaktayız. Anayasal düzenin korunması yalnızca Meclis’e ve idari organlara verilmiş bir görev değildir. Maalesef, şimdiye kadar Cumhuriyeti, Anayasa’yı ve Hukukun Üstünlüğünü korumak ve kollamakla görevli hiçbir Cumhuriyet Savcısı bu kişiler hakkında soruşturma başlatmamış, başlatamamıştır. Yani yasama ve yürütme organlarının başında bulunan bu kişilerin sanki “suç işleme özgürlükleri” varmış gibi, her gün Anayasayı ve yasaları ihlal etmeleri görmezden gelinmektedir. Bu nedenle müvekkil parti tarihsel bir sorumluluğunu yerine getirmektedir.

Yine, tüm bu gelişmeler işlenen anayasal suçlar karşısında demokratik hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunması gereken kurumlar ve kuruluşlar suskundur. Hukuk Fakültelerinin Dekanları, Anayasa Hukukçuları, Kamu Hukukçuları, Siyaset Bilimciler suskundur. Suçtan haberdar olduğu anda re’sen soruşturma başlatması gereken Cumhuriyet Savcıları da maalesef yasal görevlerini yerine getirmemektedir. Bu nedenler, hukuka sahip çıkmak üzere Başsavcılığınıza başvurmak durumunda kaldık.

SONUÇ ve İSTEM……….: Yukarıda ayrıntılıca açıklandığı üzere;

TBMM Başkanı olan şüphelinin Anayasanın 94’üncü Maddesinin açık hükmüne aykırı biçimde, TBMM başkanlığından istifa etmeden AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olması, AKP adına seçim çalışmaları yapması nedeniyle, 5237 Sayılı TCK’nun 309’uncu maddesinde öngörülen “Anayasayı İhlal” suçunu işlediği çok açık olduğundan, şüpheli hakkında soruşturma başlatılarak yargılanması için Kamu Davası açılmasını müvekkil parti adına saygıyla arz ve talep ederiz. 10.01.2019

Başvuruda Bulunan
Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı
V e k i l l e r i

Av. Metin BAYYAR, Av. Sait KIRAN, Av. Doğan ERKAN, Av. Ayça OKUR