Halkın Kurtuluş Partisi’ nden Zam Protestosu…>>> 11.10.2012

14.10.2012
205
A+
A-

Tayyipgiller zaman zaman gerçekleri yansıtmayan rakamlarla ülke ekonomisini büyüttüklerini övünerek söyleyip halkımızı kandırmaya çalışıyorlar. Fakat ekonominin kötüye gidişini gizleyemiyorlar. En son yaptıkları zamlar da bunun bir kanıtı. Çünkü bu zamların gerekçesi de “ekonomideki açık”. Bu nedenle iğneden ipliğe her şeye yine zam yapan Tayyipgilleri 11 Ekim 2012 günü Kurtuluş Partisi üyeleri olarak protesto ettik.

            “AKP İşsizlik, Pahalılık, Zam, Zulüm Demektir”, “Zam, Zulüm, İşkence, Halk Düşmanı AKP”, “Zam, Zam, Zam Ucuzluk Ne Zaman?” , “Gün Gelecek, Devran Dönecek Tayyipgiller Halka Hesap Verecek” sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını HKP İstanbul İl Başkanı Av. Pınar Akbina yaptı. Basın açıklaması metni ektedir:

 

Basın Açıklaması:

 

TAYYİPGİLLER’İN SÖMÜRÜSÜ ZAMLARLA HAD SAFHAYA ULAŞTI

 

Yine, yeniden bir zam dalgası başladı. 2012 yılında bütçede oluşacak açığı kapatmak için 10 milyar Liralık tedbir paketi hazırlayan Maliye Bakanlığı; akaryakıt, alkollü içecekler, tapu harçları ve taşıtların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)’sini yükseltti.

Akaryakıt ürünlerine 30 kuruş, tapu harçlarına binde 3, alkollü içkilere de 15 Liraya kadar zam yapıldı. Motor silindir hacmi 1600 cc’yi geçmeyen araçların ÖTV oranı ise yüzde 37’den yüzde 40’a çıkarıldı.

Biraz daha açıklarsak, bankadan kredi çeken ve başını sokacak bir ev almak isteyen bir kişinin, 100 bin Liralık bir konut için ödeyeceği tapu harcı da 400 Lira arttı. Küçük silindirli yani fiyatı daha düşük, orta sınıfın kullandığı otomobillerden alınan vergiler de 3 puan artırıldı.

Ve ÖTV artışıyla beraber benzine birbiri ardına zamlar yapıldı. ÖTV’den sonra benzine 36 Kuruş zam yapıldı, yetmedi ardından yeni bir zam yapıldı ve benzin fiyatı 45 Kuruş birden artmış oldu. 95 oktan Kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4.81 Liraya yükseldi. Bilindiği gibi ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarının dünyada eşi benzeri yok. Son yapılan zamla 1 litre benzinin 2 Lira 17 Kuruşu ÖTV vergisi olarak tahsil ediliyor. Üstelik de ÖTV, KDV üzerinden tahsil ediliyor. Yani 100 Liralık benzin faturasının 65 Liradan fazlası vergi olarak hazine kasasına gidiyor. Bakanın bu duruma savunması “Norveç bizden fazla ödüyor” oldu.  Ama Norveç’in dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer aldığını ve kişi başına ortalama milli gelirinin 100 bin Dolar seviyesinde bulunduğunu söylemiyor. Orada bir litre benzin 2.06 Euro’ya (4.77 TL) satılıyor. Kişi başına ortalama milli geliri, 10 bin Dolar seviyesinde olan Türkiye’de ise benzinin litresi 2.08 Euro’ya (4.83 TL) satılmaya başlandı. Diğer ülkelerde benzin 2 Euro’nun altında. Şu anda dünyada en pahalı benzini kullanan ülkeyiz.

Gelelim halkımızı bu kış derinden etkileyecek bir diğer zamma… En temel giderlerden doğalgaza son olarak yapılan yüzde 9.8 zam oranıyla, son bir yıl içinde tüketiciye yansıyan toplam zam yüzde 48’i buldu. Doğalgazın ardından elektrik fiyatı da yüzde 9.8 arttı. Elektrikte de toplam artış yüzde 22.8 oldu.

Evet Kamu Emekçisine 2012 için yüzde 4+4 olarak belirlenen zamlar, doğalgaz zammının altında kaldı. Doğalgaz zammı, asgari ücrete 2012’nin ilk 6 ayı için yüzde 5.91, ikinci 6 ayı için yüzde 6,09 olmak üzere toplam yapılan yüzde 12.37’lik zammı da açık ara geride bıraktı.

“Son zamlar sonrasında ayda 250 kw elektrik tüketen bir ailenin elektrik faturası 90 TL, ferdi ısınma ile yıllık 1.500 m³ doğalgaz tüketileceği kabulüyle aylık ortalama doğalgaz faturası da 132.5 TL olmuştur. Bu durumdaki bir ailenin aylık enerji faturası 222.5 TL olacaktır. Bu rakam asgari ücretin yüzde 31.7’sidir. Önümüzdeki aylarda yapılacak yeni zamlarla ailelerin enerji faturaları asgari ücretin üçte birini aşacaktır.” (http://www.gazetecileronline.com/)

Halkımızın ısınmak için doğalgazdan vazgeçip odun ya da kömüre dönmesi de zor, çünkü bu ürünlere yapılan zam oranı da yüzde 21’i geçmiş durumda.

Söz konusu zamlar iki haftalık; yeni. Halkımız yıl boyuncu zaten zamlardan rahat bir nefes alamadı. TUİK’in rakamlarına göre son bir yılda 15 temel gıda maddesinin fiyatında yüzde 20’yi aşan zamlar yapıldı. Ulaştırma sektöründe de 11 ürün ve hizmette yıllık fiyat artışı yüzde 10’nun üzerinde. Artış rekoru yüzde 27 ile tren ücretinde, köprü geçişi ise yüzde 15’in üzerinde zamlandı.

Ekonomistlerin de belirttiği gibi doğalgaz ve elektrik zamlarıyla birlikte sanayi ve tarımda girdi maliyetleri artacak ve bu da beraberinde yeni zamları ve işsizliği getirecek. İğneden ipliğe başta gıda olmak üzere pek çok sektör zamdan etkilenecek ve nihai tüketiciye, halka bu doğrudan yansıtılacak. Ücretleri de eritecek. Zammın bir başka yansıması da enflasyona yapacağı yükseltici etki olacak.

Zaten şimdiden yeni yılla birlikte yeni zamların da “müjde”si ufaktan verilmeye başlandı.

Tayyipgiller Hükümeti,  zamların gerekçesi olarak, 2012 yılında öngörülen bütçe açığını gösterdi.

Daha düne kadar Tayyipgiller, dünyanın en büyük 16. ekonomisi olduğumuzu söylemiyorlar mıydı?

Hatta basına yönelik yaptığı toplantıda sürekli büyüdüğümüzü hatta IMF’ye artık borç bile verdiğimizi anlatan Ekonomiden Sorumlu Bakan Ali Babacan, gazetecilerin “Akşam yatağa girdiğinizde, yastığa kafanızı koyduğunuzda, kafanıza takılan, uykunuzu kaçıran tek bir sorunumuz yok mu?” sorusuna ekonominin durumunun kâfinin de ötesine gittiğini ve Türkiye konusunda kafasına takılan hiçbir sorunun olmadığını sadece Avrupa’nın durumunun uykusunu kaçırdığını söylemişti.

Ama gerçekleri, Türkiye’yi ve halkını ekonomik açıdan sürükledikleri yeri daha fazla saklayamaz duruma geldiler.

Aslında neler oluyor?

“Ekonomi büyürken, madalyonun öbür yüzünde cari açığın büyümesi gerçeği vardı. Yüzde 9’larda büyüyen ekonomi, yüzde 10’a varan cari açık/GSYH oranına gelmişti. 77 milyar dolarlık bu açık dünya rekoruydu. Bununla devam etmek intiharla eşanlamlıydı. İktidar, 2012’de yumuşak iniş kararıyla yüzde 4 büyüme hedefine çekilirken cari açığın da yüzde 8’e inmesini bekledi. Yılın ilk yarısında büyüme yüzde 3’e gerilerken cari açık oranı da yüzde 8’e geriledi gerilemesine ama hâlâ yüksek. Şimdi korkulan, bu kambura ikizinin gelmesi yani şimdiye kadar göze batmayan bütçe açığının birden büyüme tehlikesi. Nitekim ocak-ağustos döneminde bütçe açığı 8.5 milyar TL’yi buldu. Yıl sonuna kadar hedef, 21 milyar TL’de kalmak ama herkes farkında ki öyle olmayacak; 30-35 milyar TL’yi bulacak bir bütçe açığı ihtimal dahilinde. Bu da “ikinci kambur” demek. İkinci kamburu besleyecek ne varsa, hepsi ayakta. Ne yapmalı? Zam ve vergi…” (Mustafa Sönmez,  http://www.cumhuriyet.com)

Şimdi ise Tayyip ve şürekâsı her yerde endişelerinden bahsediyor; ekonomideki düzelme için zamların sözde “haklı”lılığını anlatmaya çalışıyor. Ekonomide verdikleri açığı, ülkeyi yönetmekte gösterdikleri beceriksizliği kapatma derdindeler. Daha doğrusu küplerini doldurmak için yaptıkları vurgunlar ve devletin bütçesinden sağlanan, asla vazgeçemedikleri lüks harcamalarıyla ekonomiyi getirdikleri durum ortada. Ve ekonomide açtıkları bu çöküntüyü yine Emekçi Halkımızın sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Özelleştirmelerden elde edilen gelirler de zaten lüplenmiş durumda. Kendi beceriksizliklerinin, vurgunlarının faturası yine halkımıza çıkarılmış durumda. Zaten sömürünün en büyük araçlarından biri olan dolaylı vergilerle halkımız inim inim inletiliyor.

Halkımızdan 2012’nin ilk 8 ayında 182 milyar 177 milyon Lira vergi toplandı. Toplanan vergilerin yüzde 65’ini dolaylı vergiler oluşturdu. Gelir ve kazanç üzerinden toplanan vergi ise toplanan vergilerin sadece yüzde 35’ini oluşturdu. Normalde dolaylı vergilerin bütçe gelirleri içindeki payı yüzde 30 civarında olmalı, ama ülkemizde bu oran yüzde 60’ları geçiyor. Ama bu bile yetmiyor artık.

751 TL asgari ücret alan bir emekçimizin, gelirinin 225 TL’sini sadece enerjiye aktarması gerekiyor. Kirası, ulaşımı, mutfak giderleri… Bunları nasıl karşılayacak? Nasıl yaşayacak? Çocuklarını nasıl okutacak? Zerre kadar bununla ilgilendikleri yok. Halkımızın insani bir şekilde yaşamasının, çalışarak en temel ihtiyaçlarını karşılamasının dahi önüne geçiliyor. Bu zamlar halkımız için yoksulluk, zulüm demektir. Alınteri dökerek kazandığı ücretinin, maaşının, emeğinin gaspı demektir. Bu yüzden Tayyipgiller, halka düşmandır, zerre kadar insan sevgisi taşımaz, diyoruz.

Şairimiz Ahmet Arif ne güzel anlatıyordu bunları:

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır,

Bunlar,

Aşımıza ekmeğimize

Göz koyanlardır,

Tanı bunları,

Tanı da büyü…

Ama Tayyipgiller, sadece kendi ülkesine, halklarına değil tüm dünya halklarına düşman. Bugün Suriye’ye yönelik savaş kışkırtıcılığı yapan, o ülkenin içişlerine karışarak; o ülkeyi yönetecek sözde liderler  öneren Tayyipgiller, tüm Ortadoğu Halklarına ölüm, zulüm getirecek olan BOP’un Eşbaşkanlığını da efendilerinin istekleri, emirleri doğrultusunda eksiksiz yerine getirmektedir. Hem içerde hem dışarda dünya halklarına zulüm etmek, efendilerine hizmette kusur etmemek için çalışmaktadır. Ama halklarımız, dünya halkları buna izin vermeyecektir! Bu insanlık düşmanlarını hak ettiği yere mutlaka gönderecektir! 11.10.2012

 

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ