Genel Başkan’ımız Nurullah Efe Ankut’tan yargının Halil Konakcı kararına sert tepki

17.11.2023
23
A+
A-

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu kanserli minik kızımız ameliyat oldu. Ameliyatı başarıyla geçmiş. Nitekim ameliyattan sonra hem iştahı açıldı hem de hareketleri daha aktifleşti. Fakat sevgili veteriner kızımız Sümeyya Hanım “pek umutlu değilim kurtulacağına dair”, demiş. “Ama ömrünü birkaç ay da olsa uzatabiliriz bu ameliyatla”, demiş.

Maalesef durum bu…

Öyle mi kızım?

Evet…

Şimdi mırlamayla teşekkür eder bana…

 

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Sizin de bilginiz olmuştur. Halil Konakçı adında meczup bir Ortaçağcı var. Azılı Kuvayimilliye, Mustafa Kemal, Laik Cumhuriyet ve kadın düşmanı. İŞİD çizgisinde dünya görüşü ya da Taliban Mollaları’nın çizgisinde.

Hatay’da Fransız İşgal dönemini övmüştü biliyorsunuz. “Hatay Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri Fransızlardan daha zalim davrandı Müslümanlara”, diye Fransız İşgalini övmüştü. Ve “Hatay’da Araplar Halk olarak çoğunlukta”dır, demişti.

Bunlar rastlantısal konuşmuyorlar. Bu olsun, Tayyip’in Diyanet şefi Ali Erbaş olsun, Mehmet Boynukalın olsun, Mustafa Demirkan olsun yani Kuvayimilliye’ye, Mustafa Kemal’e hakaretler yağdıran bu insanlar kendileri adına konuşmuyorlar yalnızca. Tüm Tayyipgiller adına konuşuyorlar. Onların Ortaçağcı dünya görüşünü ve ideolojini savunuyorlar.

Hep diyoruz ya, bu Ortaçağcılarda ulusa dair, ulusal değerlere dair hiçbir şey bulamazsınız, diye. Bunlar Ortaçağın ümmetçilik konağının özlemi ve anlayışı içindedirler. O yüzden tüm ulusal değerlere düşmandır, karşıdır bunlar. Bunlarda zerre kadar akıl, fikir çalışmaz.

Şu son İsrail’in Gazze saldırısı bile bir kez daha gösterdi ki; İslam Kardeşliği diye, İslam Dayanışması diye, Ümmet Dayanışması diye bir şey yok. Tarihin hiçbir döneminde de olmamıştır.

Açın, Aydın Tonga’nin “Tarihin Arka Yüzü” kitabını okuyun. Hz. Muhammed döneminden itibaren entrikaların, birbirlerini arkadan vurmaların, saf değiştirmelerin, parayla satın almaların nasıl art arda geldiğini göreceksiniz.

İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım hakkında İslam Ülkeleri toplandılar, Arap Ülkeleri toplandılar ne karar aldılar?

Hiçbir şey. Kuru gürültü.

Tayyip ne yapıyor burada?

Sadece kuru gürültü. ABD’de İsrail Lobisinin dünyadaki en etkili, en güçlü, en gözde İsrail Lobisinin boynuna taktığı “Yahudi Cesaret Madalya”sını çıkarıp atabiliyor mu?

Atamıyor. Bırakalım İncirlik’i, Kürecik’i kapatmasını, o kadarını bile yapamıyor. Ama meczuplarını kandırmak için “İsrail terör devletidir” diyor.

İyi de o terör devletinin boynuna taktığı Cesaret Madalyası’nı gururla taşıyorsun sen.

İşte ona inanan meczuplar bu soruyu soramıyor. Bu türlü bir zihin işleyişi yok onlarda.

Bu Halil Konakçı meczubu hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk biz. İki parti daha bulunmuş.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı ne karar vermiş?

Okuduk: “Soruşturmaya yer olmadığına dair” karar vermiş. Yani; burada diyor, soyut suçlama var, somut maddi bir delil yok ortada, diyor.

Yahu adamın videosu var. Açıkça Fransız İşgalini öven, keşke Hatay Fransızlarda kalsaydı anlamına gelen sözlerini içeren videosu var.

Başka nasıl kanıt arıyorsunuz?

Yani kanıt dediğiniz sopa gibi, taş gibi, odun gibi, balta gibi bir şey mi olur?

Öyle bir şey mi arıyorsunuz yani?

Ama bu Savcılığın kararı neyi gösteriyor?

Bizim yıllardan bu yana iddia ettiğimiz gibi ve tespit ettiğimiz gibi, Türkiye’de “İkili Devlet”in var olduğunu gösteriyor. Tıpkı Nazi Almanya’sında olduğu gibi. Nazi Almanya’sında Hukuk İşlerinden sorumlu Hitlerin adamı diyordu ki mahkemelerine, Nazi Mahkemelerine, Nazi Devletinin Mahkemelerine:

“Karar verirken şu anda burada Führer olsaydı ne karar verirdi? diye soracaksınız ve Führer’in vereceği kararı vereceksiniz.”

Burada da bu Savcılar; “eğer benim yerimde Kaçak Saray’ın Sultanı Reisimiz Tayyip olsaydı, ne karar verirdi?”, diye soruyorlar. Onun adına, onun vereceği kararı veriyorlar.

Ne dedik biz?

Bu Tayyipgiller’in alayı Kuvayimilliye, Mustafa Kemal, Laik Cumhuriyet düşmanıdır.

O bakımdan bunların verdiği kararlar, konuşmaları şaşırtıcı değil. Adamlar adım adım Ortaçağcı Faşist Din Devleti örgütlüyorlar, inşa ediyorlar. Bunlar, onların hep bir aşaması. Hâlâ bunu göremiyorlar.

Bazı kendini akıldane sanan cahiller; “yargı görevini yapmıyor”, filan diye konuşuyorlar boş boş. Yahu yargı görevini tam anlamıyla yapıyor. Ama bu yargı, Laik Cumhuriyet’in yargısı değil. Tayyipgiller Faşit Din Devleti’nin yargısı.

İşte biz bu tespitleri yapınca da Tayyipgiller bize art arda yeni soruşturmalar, yeni davalar açtırıyorlar.

Dün, açtırdıkları davanın bir duruşma günü gelmişti telefonumuza UYAP’tan, bugün on beş dakika önce yeni bir dava açıldığının haberi geldi: İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesinde sanık tarafı olarak hakkımızda dava açılmış.

Sayısını unuttuk artık. Açtıracak tabiî, o da görev yapıyor. Biz nasıl bu suç örgütüyle, bu Cumhuriyet düşmanı, bu vatan millet düşmanı ekiple uğraşıyorsak, Amerikan devşirmeleriyle uğraşıyorsak onlar da bizimle uğraşacaklar. Bu savaşın kanunu…

Ama sanmasınlar ki; bizi sindirebilecekler, yıldırabilecekler, geri adım attırabilecekler. Hep söyleyegeldiğimiz gibi Tayyipgiller’in bizi korkutabilmesi, bir tarla sıçanının bir aslanı korkutabilmesi kadar olasıdır.

İşte bu sebepten, biz Tayyip’in mahkemelerinin karşısına çıkınca, onların Yargıçlarının, Savcılarının, Avukatlarının huzurunda diyoruz ki;

“Önce birbirimizi netçe tanımlayalım ve iyi tanıyalım. Şu anda Laik Cumhuriyet adına yargılama yapan biziz. Ben ve hukukçu yoldaşlarımdır.

“Peki sizler kimsiniz?

“Sizler Kaçak ve de Haram Saray’ın Ortaçağcı Din Devleti adına bizi cezalandırmaya kalkan mensuplarısınız. Hukukçu maskeli enstrümanlarısınız.  Ve bize ceza vermeye mecbur ve mahkûmsunuz. Çünkü reisiniz böyle emrediyor, işleviniz bu sizin.”

Ve onlar duruşmalar sonunda son sözlerimizi sorduğu zaman diyorduk ki:

“Sizden herhangi bir talepte bulunmak bizim için utanç verici bir küçülme olur. Asla bir talebimiz yok çünkü biz buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldik. Sizin savunduğunuz ekibin, suç örgütünün zamanımızın elverdiği sınırlar içinde, suçlarını bir bir sayıp döktük. Bu bakımdan karar verirken sizden bir tek şey istiyorum. Eve gidince aynaya bakın şu soruyu sorun:

Bugün yaptığımız işte kim haklıydı?

Hukuka, kanuna uygun kim savunma yaptı?

Kim tezlerini ortaya koydu?

Ve biz hukuku, cübbemizi, mesleğimizi nasıl çöpe attık?

Nasıl bu hallere düştük? diye size aynadaki suretiniz cevap verecek. Onun düşünmenizi istiyorum.”

Ve bir de; “Biz Tarih ve Halkımız nezdinde çoktan beraat etmişizdir. Bizim yoldaşlarımız, evlatlarımız, torunlarımız bizimle gurur duyacaklar ama sizin oğullarınız, torunlarınız acaba bu duruşmaları izleyince, görünce hakkınızda ne düşünecekler?

“Onu bir düşünün. Bu soruyu sorun bir düşünün bakalım. Aynadaki suretiniz size ne cevap verecek”, diyorduk.

Evet, Türkiye’de durum bu…

Maalesef sadece Tayyipgiller değil, Meclisteki 600 milletvekilinin hemen hemen tamamı da aynı kategoriye girer, aynı kapsam içinde yer alır. Bunların tamamı da Mustafa Kemal, Kuvayimilliye ve Laik Cumhuriyet düşmanı.

Bir kısmı şimdi ne diyor?

Sorosçu Kemal’in yerine gelen, bugüne kadarki tüm siyasi hayatı boyunca sadece boş teneke gürültüsü çıkaran Özgür Özel; “biz solcuyuz”, diyor.

Neredeydin sen şimdiye kadar?

Bir kere ağzından sol, solcu kelimesi çıktı mı bugüne kadar?

E, işte bugün böyle oynuyorlar bunlar. Her türlü oynarlar. İkili oynarlar, üçlü oynarlar bunlar böyle…

Ne yazık ki böyle bunlar. Alayı böyle…

Ne diyoruz biz?

Meclistekilerin alayı, Amerika’nın hizmetinde, Amerikancı, NATO’cu ve Amerika’nın çıkarlarını savunurlar.

Onların bakmayın yaptıkları tantanaya, kuru gürültüye, halkçı görünmelerine filan. Yani onlar tamamen halkın gözüne kül serpmeye yönelik boş laf ebelikleridir.

Ve hep ne diyoruz?

Farklı olan yalnız biziz.

Kalın sağlıcakla.

17 Kasım 2023

İletişime Geç
Merhabalar,
Bize buradan ulaşabilirsiniz