Çanakkale Geçilmez! Çanakkale Zaferi’miz 108. yılında emperyalist sömürüye karşı tüm dünya halklarına umut olmaya devam ediyor!

18.03.2023
205
A+
A-

Çanakkale Zaferimiz…

Anadolu Halkının Evlâtlarına: “Çanakkale içinde aynalı çarşı, Ana ben gidiyom düşmana karşı off, gençliğim eyvah!” diye vedalar ettiren; Analarına: “Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni / Çanakkale içinde sıra söğütler, Altında yatıyor aslan yiğitler” diye ağıtlar yaktıran onmaz acılarla, kavuşmaz ayrılıklarla dolu bir Türkü!

Çanakkale Zaferimiz…

Bozguna uğrayan emperyalist çakallara: “Çanakkale Geçilmez!” dedirten bir Kahramanlık Destanı!

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı başlayınca, Batılı İngiliz ve Fransız Emperyalistlerinin ilk hedefleri; gerçekte savaşın tarafı değil paylaşılacak kurbanı olan “Hasta Adam” Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u işgal etmek, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını ele geçirmek ve aynı zamanda müttefikleri Çarlık Rusya’sına yardım ederek Büyük Ekim Devrimi’ni boğmak amacıyla Çanakkale Boğazı’na saldırmak oldu.

Ancak, Batılı Emperyalistlerin bu hevesleri kursaklarında kaldı. Osmanlı İmparatorluğu ve Batılı Emperyalistler arasındaki Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarından, emperyalistler büyük bir yenilgiyle çıktılar. Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın dediği gibi, “Çanakkale, Zaferi mazlum ulusların emperyalistlere karşı ilk zaferidir.”

 

Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale Zaferi düşünülemez!

Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale Zaferi anlatılamaz!

Osmanlı İmparatorluğu Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’na Almanya ile müttefik olarak girdiğinde, Mustafa Kemal Bulgaristan Sofya’da ataşemiliterdi. Yalnızca kendi tatlı canını düşünseydi, hiç sesini çıkarmadan Osmanlı İmparatorluğu’nun kaçınılmaz kurbanı olduğu Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı süresince bu görevde kalabilirdi. Ancak onun vatan aşkıyla çarpan yüreği buna izin vermedi. Öğrenir öğrenmez derhal Başkomutanlık Vekâletine başvurarak cephede aktif bir görev istedi. Fakat Alman Emperyalizminin hayranı ve işbirlikçisi Enver Paşa, “Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliğini daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz!” cevabını verdi. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Aralık 1914’te Sofya’dan Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı:

“Vatanın müdafaasına ait vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olmaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ataşamiliterlik yapamam…” (“Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, s.33,34. Alıntı: Sinan Meydan, Atatürk Etkisi, s.70.)

Bu kararlı duruşu sonrasında, 20 Ocak 1915’te önce Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu’ya bağlı Tekirdağ’da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığına atandı. 25 Şubat 1915’te bu görev Maydos’a (Eceabat) nakledildi ve Mustafa Kemal, 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı görevine getirildi. Bundan sonraki süreçte 18 Mart 1915’teki Deniz Zaferimizle İngiliz ve Fransız düşman kuvvetleri Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyince, 25 Nisan’da karaya Gelibolu Yarımada’sından çıkacaktı. Düşman karaya çıktığında karşısında Mustafa Kemal’i bulacaktı.

Eğer 8 buçuk ay süren ve 250 bin insanımızı yitirdiğimiz Çanakkale Kara Savaşları kaybedilseydi, Deniz Savaşı’nda elde ettiğimiz zaferin hiçbir anlamı kalmayacaktı. Mustafa Kemal’in dehası ve cesaretiyle Çanakkale Zaferi’mizdeki önderliği bu nedenle, bu kadar büyük bir öneme sahipti. Üstelik Mustafa Kemal; savaşın başlarında askeri öngörüsüyle, düşmanı kıyıda karşılayıp imha etme esasına dayalı “kıyı savunma planları” hazırlamıştı. Mustafa Kemal’in bu planlara göre öngörüsü; kara savaşı da düşmanın karaya asker çıkarmasına izin vermeden, bir günde bitebilirdi ve yüz binlerce insanımızı yok yere yitirmeden yine zafer kazanabilirdik.

Ancak 24 Mart 1915’te Alman Mareşal Liman von Sanders Paşa, Çanakkale’de yeni kurulan 5. Ordu Komutanlığına getirildi. Aynı gün Mustafa Kemal’in 19. Tümeni ordu yedeğine alındı. Mustafa Kemal’in 19. Tümeninin görevi Albay Halil Sami’nin 9. Tümenine verildi. Böylece Mustafa Kemal aynı gün Maydos Bölge Komutanlığından ayrıldı. Liman von Sanders, 26 Mart’ta Çanakkale’ye geldi. 31 Mart’ta Kabatepe ve Alçıtepe’den muharebe sahasını inceledi ve Mustafa Kemal’in düşmanı kıyıda karşılayıp imha etme esasına dayalı savunma planını değiştirdi.

Alman Mareşal Liman von Sanders Paşa, kıyıları savunmakla görevli birlikleri içeri aldı. Kıyıları savunmasız bıraktı. Nereye düşman çıkarsa oraya birlik sevk edecekti. Bu yeni plana Mustafa Kemal, Cevat Paşa, Halil Sami ve Enver Paşa karşı çıksa da Liman Paşa planında diretti. Mustafa Kemal bu durumdan duyduğu derin üzüntü ve sıkıntıya yönelik olarak yine Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya 3 Mayıs 1915’te bir mektup yazarak çözüm istemiştir. Mektupta şöyle demiştir:

“Eceabat (Maydos) bölgesi kuvvetlerini komuta ettiğim zaman aldığım tertibat (düzen) ile düşmanın karaya çıkmasına izin verilmeyebilirdi. Von Sanders Paşa (…) sahilde çıkarma noktalarını tamamen açık bırakacak tertibat almış ve bugün düşmanın karaya asker çıkarmasını kolaylaştırmıştır. Vatanımızın savunmasında kalp ve vicdanları bizim kadar çarpmayacağına şüphe olmayan başta von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne güvenmemenizi kesin şekilde istirham ederim.”

Mektubunu, Enver Paşa’nın Çanakkale’ye gelip komutayı bizzat ele almasını isteyerek bitiriyordu. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 1, s. 218. Alıntı: Sinan Meydan, Atatürk Etkisi, s.74.)

Ancak bu uyarısı dikkate alınmamıştır. Mustafa Kemal bu nedenle askeri dehasıyla, korkusuzca inisiyatif alarak bu mücadeleye önderlik etmiştir, kurtuluşa giden yolu açmıştır. Halkını zafere ulaştırmıştır.

İşte bu nedenle Çanakkale’yi emperyalistler için geçilmez yapan; Ortaçağcı AKP’giller başta olmak üzere tüm Ortaçağcı gericilerin Mustafa Kemal’in önderliğini yok sayarak ortaya sürdüğü hurafelerdeki mezardan kalkıp gelen evliyalar, melekler, yeryüzüne taş döken ebabil kuşları değildir!

Çanakkale’yi emperyalistler için geçilmez yapan; cesaret vatanını kuşanarak kahramanca savaşan Türk-Kürt halklarının yiğit evlatlarıdır. Kanı canı pahasına, yalın ayak, aç, susuz vatan savunması yapan, Batılı Emperyalistlere geçit vermeyen daha 15-16 yaşındaki körpecik vatan evlâtlarıdır.

 

Mustafa Kemal, Çanakkale Zaferi’mizden

Birinci Kurtuluş Savaşı’mıza giden yolu ilmek ilmek örmüştür

Çanakkale Zaferi aynı zamanda Lenin önderliğindeki Büyük Ekim Devrimi’nin de imdadına yetişti. Emperyalistlerin yardımından mahrum kalan kanlı zalim Rusya Çarlığı, devrimciler tarafından yıkıldı. Daha sonra Mustafa Kemal önderliğindeki Cumhuriyet’in en büyük müttefiki olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.

108 yıl önce yağmacı emperyalistleri, 57. Alay’a ölmeyi emreden Mustafa Kemal’in emrine uyup canları pahasına Çanakkale’den geçirmeyen, topraklarımızdan defeden önderlerimizin, atalarımızın onurunu ve emanetini yaşatmak onlara olan borcumuzdur. Emperyalistlere ve işbirlikçilerine geçit vermemek için son nefesimize dek mücadele etmek şehitlerimizin bize mirasıdır.

Kanal İstanbul ve Çanakkale Kanalı projelerine karşı çıkmak, “Çanakkale Geçilmez”in tarihsel önemini daha da artırmaktadır. Bunun yanında; 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli doğal deprem afeti bir kez daha göstermiştir ki ülkemizin başına ABD Emperyalistleri tarafından çöktürülmüş en büyük felaket olan 21 yıllık Ortaçağcı AKP’giller iktidarının ve Parababalarının sömürü düzeninde doğal afetler katliama dönüşür. Yaklaşık birer dakikalık iki deprem sonucu yüz binden fazla insanımız enkaz altında, acılar içinde bağıra bağıra ölüme terk edilmiştir. Bu nedenle Kanal İstanbul ve Çanakkale Kanalı emperyalist projeleri sonrasında yaşanacak depremler; bilim insanlarımızın feryat ettiği gibi deprem kuşağında, diri fay hatları üzerinde yer alan ülkemiz için büyük yıkımlar, felaketler, maddi ve manevi kayıplar demektir. Bu bölgede yaşayan halkımızın yaşamının tamamen hiçe sayılması demektir. Özü itibariyle vatanımızın bağrına saplanacak hançerler olacaktır. Boğazlar Anlaşması’nı işlevsiz bırakacaktır. Marmara Denizi’mizi, Karadeniz’imizi ABD’nin gölüne çevirecek, ayrıca doğa ve çevre katliamına neden olacaktır.

Bu nedenle, ABD-AB emperyalistlerinin ülkemize ve Ortadoğu Halklarına dayattığı BOP’a, Ortaçağcı gericiliğe karşı; Antiemperyalist İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı zafere ulaştırmak için Halkın Kurtuluş Partisi olarak Halkımızla birlikte mücadeleye devam edeceğiz.

Şan olsun bu destanı yaratanlara!

Şan olsun Mustafa Kemal’e ve Birinci Kuvayimilliyecilere!

Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi! Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız!

18 Mart 2023

HKP Genel Merkezi

ETİKETLER: ,
İletişime Geç
Merhabalar,
Bize buradan ulaşabilirsiniz