AKP’giller’in iğneden ipliğe yaptığı zamları Bakırköy’de bir kez daha protesto ettik

07.02.2022
99
A+
A-

Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul İl örgütü olarak en temel ihtiyaçlarımıza yapılan fahiş oranlardaki zamları Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir kez daha protesto ettik.

İğneden ipliğe her şeye yapılan bu zamlar altında inim inim inleyen halkımız yiyeceğinden, giyeceğinden kısarak bu zam furyasına dayanmaya çalışıyor. Bizler de halkımızın bu durumunu, zamları ve hayat pahalılığını, yaptığımız eylemle protesto ettik ve “Yapılan Zamlar Geri Alınsın” dedik.

Basın açıklamamıza 180 gündür gasp edilen tazminatları için direnen Neo Trend Tekstil Direnişçileri de katıldı ve bir konuşma yaptılar.

Eylemimiz sloganlarla başladı. Ardından basın açıklaması, HKP MYK Üyesi Halil Arabulan Yoldaş’ımız tarafından yapıldı.

Eylemimiz süresince Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bulunan halkımız açıklamamızı ilgiyle dinledi ve zaman zaman alkışlarla destek oldu. Eylemimizde ayrıca, Yemeksepeti işçileri ile dayanışma adına işçiler haklarını alıncaya kadar Yemeksepeti’ni Boykot çağrısı yaptık.

Eylemde sık sık “Zam Zam Ucuzluk Ne Zaman”, “Yapılan Zamlar Geri Alınsın”, “AKP İşsizlik Pahalılık Zam Zulüm Demektir”, “Sefalet Ücreti İstemiyoruz”, “AKP Zammını Al Başına Çal”, “Ücretler Pire Zamlar Deve”, “Emperyalistler İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler” “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “Kahrolsun ABD AB Emperyalizmi”, “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek”, “Halkız Haklıyız Yeneceğiz”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”, “İşsizliğe Pahalılığa Zama Zulme Son”, “Taksitle Yaşayıp Borçlu Ölüyoruz”, “Örgütsüz Halk Köle Halktır Örgütlü Halk Yenilmez” “Neo Trend İşçisi Yalnız Değildir” “Zafer Direnen İşçilerin Olacak” “Direne Direne Kazanacağız” “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız” “Davamız Halkların Kurtuluş Davasıdır” “Yaşasın Halkın Kurtuluş Partisi” sloganları coşkulu bir şekilde atıldı.

Konuşmaların ardından eylemimiz sona erdi.

Halil Arabulan Yoldaş’ımızın ve Neo Trend Tekstil Direnişçisi Mehmet Bilal Doğan’ın konuşmaları şu şekilde:

***

Yoldaşımız Halil Arabulan’ın yaptığı konuşma

Sevgi ve saygıdeğer halkımız, değerli basın emekçileri;

İşsizlik ve pahalılık cehennemine atılan halkımızı bir de zamlar yerden yere vurdu. Ey parababaları ve bekçiliğini yapan AKP’giller; bu çürümüş düzene mahkum ettiğiniz halkımız inim inim inlemekte ve feryat etmektedir. Halkımız aç, geçinemiyor, barınamıyor, donuyor, ölüyor. Ülkemizi mahvetmek isteyen ABD ve Avrupa Birliği Emperyalistlerine uşaklıkta, ülkemize ve halkımıza zulüm ve ihanet etmekte sınır tanımayan AKP’giller, Parababaları düzeni demek olan işsizlik ve pahalılık ceheneminin ateşini her gün harlıyor, her gün ateşini yükseltiyor çığ gibi büyüyen zamlarla. Hadsizce, pervasızca, hayasızca zulüm ve ihanetlerine devam ediyorlar.

Değerli halkımız;

Uyandığımızda, güne uyandığımızda mutlaka bir kadın cinayetinin olduğu bu cennet ülkemizde bu cennet vatanımızda bizlerin en çok canını yakan, hayatımızdan bezdiren, çıkmazlara sürükleyen şeyler zamlar, işsizlik, pahalılık ve yoksulluktur. Yaşadığımız gibi senenin ilk günü 1 Ocak’ta doğalgaza %25 zam. Elektriğe yüzde yüz yirmiyedilere varan zam. Petrole, motorine, gaza, benzine yapılan zamlar an itibarı ile %115’i geçmiştir. Bu zamlar, üretim ve gıda sektöründe maliyetlerin artmasına neden oluyor. Doğal olarak bu maliyetlerin artması da bizlerin kullandığı başta gıda ve temel ihtiyaç maddeleri olmak üzere tüm tüketim maddelerine yansıyor. Tabiî ki başta sanayi, tarım, hayvancılık, gıda sektörü olmak üzere çığ gibi büyüyerek yansıyor. Zaten bir aydır bunu yaşıyoruz. Her pazara, çarşıya gittiğimizde, markete gittiğimizde, fiyatların nasıl arttığını, nasıl değiştiğini daha can yakıcı bir şekilde daha derinden hissediyoruz, yaşıyoruz.

Peki ücretler ne durumda?

Ama ondan önce enflasyon oranlarını söyleyelim. Yalancı TÜİK’in bile son bir yıllık enflasyon oranı %48.69. Bu son yirmi yılın TÜİK’e göre en yüksek orandaki enflasyon oranı. Ama bizler, halkımız çarşıda pazarda yüzde yüz ellilere varan enflasyonu, hatta yüzde üç yüzlere varan enflasyonu yaşıyoruz. Yine bağımsız enflasyon araştırma grubuna göre enflasyon oranı, ENAG’a göre enflasyon oranı %114.87. Yine bir örnek verelim. 2021 yılında asgari ücret 2,850 lira. Bu Birleşik Metal İş Sendikası’nın araştırmasına göre. 2021’in asgari ücreti ile yani 2,850 lira ile alınan patatesi bugün alabilmek için 6.620 lira gerekiyor. Aradaki farkı aradaki enflasyon oranını varın hesaplayalım.

Dünyada değişik ülkelerin enflasyon oranlarına bakıldığında Türkiye 172 ülke arasında birinci sırada. En yüksek enflasyon oranına sahip. Bu ortamda bu şartlarda yapılan ücret zamlarına bakalım. Asgari Ücret aralık ayında ilan edildi. 2022 yılının Asgari Ücreti %50,54 zamlandı, 4.253 lira oldu. Emekli memuru %27,48, işçi emeklisi %25,47 zam aldılar. En düşük işçi emeklisi 2.500 lira maaş almaya başladı. Şu an Ocak ayı itibarı ile ortalama emekli işçi maaşı 3.000 lira bile değil, 2.900, üç bine yakın diyelim. Evet işte işçimizin, emeklimizin aldığı maaşlar bunlarken Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı Ocak ayı itibarı ile 4.924 lira, Asgari ücret net 4.253 lira. Zaten 4.253 lira ilan edildiği Aralık ayında bile aralık ayı açlık sınırının altında kalmıştı. Emekli maaşı ortalama üç bin civarında. İşçimiz emeklilerimiz nasıl geçinecekler? Nasıl yaşamlarını sürdürecekler? Mümkün mü? Bu şartlarda bu geçimi yaşamı sürdürmek mümkün mü?

Bu ne demektir? Ulusal gelirden işçilerin, köylülerin yani tüm emekçi halkımızın aldığı payın daha da azalmasıdır. Ama bir avuç Parababasının ulusal gelirden aldığı payın daha da artmasıdır daha da zenginleşmesidir. Yani halkımızı daha da fakirleştirerek, daha da yoksullaştırarak zenginlerin kârına, Parababalarının kârına kâr katarak zenginliğini daha da artırarak kazançlarını artırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Yani halkımızı daha da fakirleştirerek, daha da yoksullaştırarak zenginlerin Parababalarının kazançlarını artırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Halkımızı insanca olmayan, insana yaraşmayan koşullarda yaşamaya mahkûm etmek demektir bu fakirleşme. Halkımıza AKP’giller tarafından reva görülen budur. Halkımız doğalgazı kapatıp battaniye ile ısınmaya çalışıyor. Elektiriği kapatıp mumla aydınlanmaya çalışıyor. Bir de utanmadan insanın aklıyla alay edercesine doğalgazı fazla kullanmayın, elektriği gereksiz yere açmayın, porsiyonlarınızı küçültün diye akıl vermeye kalkışıyorlar.

Değerli Halkımız;

Yaşadığımız bu cehennemde işçi kardeşlerimiz kendilerine dayatılan sefalet ücretlerine karşı direniyorlar, mücadele ediyorlar. Örneğin Trendyol işçileri kendilerine dayatılan sefalet zammına karşı çıktılar, mücadeleye giriştiler ve kazandılar. Yine Yemeksepeti işçileri kendilerine dayatılan sefalet ücretine karşı çıkıyorlar, mücadeleye girişiyorlar. Hem de Nakliyat-İş Sendikası’nın öncülüğünde. Bizler de Halkın Kurtuluş Partisi olarak o kendilerine dayatılan sefalet ücretlerine karşı mücadeleye girişen işçileri destekliyoruz, onların birlik beraberlik olmasında yardım etmeye çalışıyoruz, destek olmaya çalışıyoruz.

Bunlar tabiki yüreğimize su serpen durumlar. Ama asıl mesele nedir? Bu AKP’giller neden zulümlerini ihanetlerini yapıyorlar? Nedeni ve asıl mesele nedir? İki gün önce Mustafa Kemal Anıtına Samsun’da Kurtuluş Savaşı’mızın gözbebeği olan yer, sembolik değeri olan yer Samsun’da anıtı yıkmaya kalkıştılar. Buna neden cüret edebiliyorlar? Çünkü AKP’giller’in Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına hemen hemen hakaret etmedikleri gün yok. Onlar demediler mi ki Mustafa Kemal’e ve İsmet İnönü’ye “iki ayyaş” diye. İşte bu durumdan cesaret alarak Atatürk Anıtını Mustafa Kemal Anıtını yıkmaya çalışıyorlar. Peki halkımıza dayattıkları bu reva ve bu Mustafa Kemal düşmanlığı neden?

Değerli Halkımız;

Asıl mesele ve neden şudur ki Amerika, İngiliz, Siyonist İsrail ortak yapımı mafyatik, çıkar amaçlı organize bir suç örgütünün, bir hırsızlıklar ve ihanet örgütünün Türkiye Cumhuriyeti’mizi ele geçirmiş olmasıdır. Ortaçağcı, Gerçek İslamiyet’ten uzak, İslam maskeli, triliyonlarca kamu malı hırsızlığını yapan bir örgütün siyasi parti görünümü altında Türkiye’nin başına tünetilmiş olmasıdır. İşte Türkiye’mizin başına tünetilen bu organize suç örgütü AKP’giller’dir. Amerika, İngiliz Siyonist İsrail yapımı bir örgüttür.

İşti tüm mesele budur. Ve nedenden dolayıda AKP’giller Kurtuluş Savaşı’mızın tüm kazanılan değerlerine, kazanımlarına Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına düşmandır. Kamu kuruluşlarını, Cumhuriyet döneminde kurulan kamu kuruluşlarını tek tek peşkeş çektiler. Son bir örneği Tank Palet Fabrikası’nın Katar’a peşkeş çekilmesi gibi. Bunları hangi mantıkla yapmışlardı? Babalar gibi satarız, ben ülkemi pazarlarım, pazarlamakla mükellefim mantığı ile yapmışlardı. İşte Ege’de bize ait adaların Yunanlılar tarafından işgal edilmesine sessiz kalınması…

Ve işte bir aydır daha derinden yaşadığımız, yaşatılan bu işsizlik pahalılık cehenneminde hiçbir insana yaraşmayan en temel zorunlu ihtiyaçları bile karşılamaktan aciz kaldığımız insani şartların altında kaldığımız bu yaşamı reva görmelerinin nedeni budur. Kısacası bize dayatılan, sürüklendiğimiz cehennemcil felaketten kurtulmanın tek yolu bütün detlerin tek çaresi gerçek Devrimci Demokratik Halk İktidarındadır.

Susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz inatla davamızın peşinden gideceğiz. Bu davamız halkımızın ve ülkemizin kurtuluş davasıdır. 1923’te halkımız Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı kazanmışlar düşmanı, Emperyalist düşmanları kapı dışarı etmişlerdi. Ama o emperyalistler o Amerika ve Avrupa Birliği Emperyalistleri 1950 yılından itibaren bacadan, pencereden yeniden girmeye başladılar. 1950’den itibaren ülkemizi bugünkü hale getirdiler. Bugünkü cehennemcil felaketi yarattılar. Bu nedenle ikinci bir kurtuluş savaşını veriyoruz 1950’den itibaren.

İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı yine halkımızla birlikte Halkın Kurtuluş Partisi olarak zaferle sonuçlandıracağız. Ama bu sefer farklı olacak. Çünkü o zaferi sosyal kurtuluşla taçlandıracağız, gerçek halkın iktiradını kuracağız. Bu nedenle de tekrardan bacadan, pencereden giren ABD-AB emperyalistlerini yerli uşakları ile birlikte gönderdikten sonra inlerine sokacağız ve yok edeceğiz. Ve halkımızın ülkemizin gerçek kurtuluşu halkımızla birlikte başta işçi sınıfımız olmak üzere köylülüğümüz, memurlarımız, esnafımız; halk iktidarını kuracağız. Bu soygun, sömürü düzenine son vereceğiz. Elbette ki AKP’giller’in de bize böyle bir cehennemcil felaketi yaşatmalarından dolayı gücünü sadece yasalardan ve vicdanından alan savcıların hazırladıkları iddianameler ve yine aynı şekilde gücünü yasalardan ve vicdandan alan hâkimlerin yargılamaları ile AKP’giller’in organize bir suç örgütü olduğu kanıtlanacak ve gereken cezayı alacaklardır. Davamız Halkın Kurtuluş Davasıdır. Davamız ülkemizin kurtuluş davasıdır.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

***

Neo Trend Tekstil Direnişçisi Mehmet Bilal Doğan’ın Konuşması

Bakırköy halkına sesleniyorum. İki yıldır pandemi var ülkemizde ve dünyada. İki yıldır pandemiyi bahane edip hükümet, her şeye zam zam zam… İki yıldır pandemiyi bahane eden patronlar İşçi Sınıfını kapının önüne koydular. Sefalet ücreti ile çalıştırdılar. Biz Neo Trend Tekstil İşçileri, pandemiyi bahane eden patronumuz, 1 Temmuz’da ücretsiz izne çıktık. 1 Temmuz’da İşçi Sınıfının işçi yasaklarının kalktığı zaman bizleri tazminatsız, 104 işiciyi kapının önüne koydu. Patronumuz Kâzım Akbulut tarafından.

180 gündür deriniyoruz. İstanbul’da sadece biz Neo Trend Tekstil İşçileri değil bütün fabrikalarda tekstil işçileri fabrika işçisi sömürülüyor. Haklarımızı alabilmek için defalarca seslendik hükümete, defalarca seslendik cumhuriyet savcılıklarına, işçine sahip çık. Bizi patronlara karşı koruyun. Bu patron milleti devletimizi soyuyor, İşçi Sınıfını sömürüyor. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız, biz bu ülkede insanca yaşamak istiyoruz.

İşçi Sınıfı çok bir şey istemiyor, insanca yaşamak çocuklarına, ailesine bakmak, insanca yaşamak istiyor. Üç kuruşa çalışıyoruz. İnsanca çalışmak istiyoruz. 1 Aralık’tan bu yana elektriğe, doğalgaza, akaryakıta, gıda maddesine yüzde yüz zam geldi. Burdaki bütün memurlara sesleniyorum, can güvenliğimizi sağlayan. Sizler eşlerinize sorun bakalım mutlular mı… O mutfağa o tencereyi kaynatırken nasıl kaynatıyorlar? Sizler de bizler gibi ay sonunu getiren insanlarsınız. İnsanca yaşamak istiyoruz. Hükümete sesleniyorum elektirği, doğalgazı kamulaştır. Hangimiz mutluyuz? Markete gittiğinizde mutlu musunuz arkadaşlar? Pazara gittiğinizde mutlu musunuz?

Biz kazanacağız, İşçi Sınıfı. Onurlu bir şekilde direneceğiz. Dalga dalga yayılıyor direnişler. Kazanımla sonuçlanıyor. Mutlaka biz kazanacağız. Çünkü biz halkız. Sandık geldiği zaman önümüze, o zaman karar vereceğiz, iyisine kötüsüne. Biz Neo Trend Tekstil işçileri Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün direnişçileri selamlıyoruz. Biz direneceğiz. Kazanacağız. Hırsız patrona, Kâzım Akbulut’a hakkımızı yedirmeyeceğiz. İnsanca yaşamak istiyoruz bu ülkede, bu cennet vatanda insanca yaşamak istiyoruz. Çocuklarımız büyütmek istiyoruz bu cennet vatanda. Biz halkız işçiyiz kazanacağız.

6 Şubat 2022

HKP İstanbul İl Örgütü