HKP Arazi Vurguncularının Peşini Bırakmıyor

09.12.2015
190
A+
A-

HKP Arazi Vurguncularının Peşini Bırakmıyor 

Tayyipgiller ve aile dostu yandaşlarının Antalya Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’ndaki 150 dönümlük arazi vurgununa karşı Suç Duyurusunda bulunduk.

HKP Antalya İl Binasında yapılan basın açıklamamız, Genel Sekreter Yardımcımız Av. Tacettin Çolak’ın, vurgunun boyutlarını açıklayan ve faillerin yasaya aykırı imar değişiklikleri ile hangi suçları işlediklerine dair bilgilendirmesi ile başladı.

Daha sonra İl Başkanımız Hikmet Yılmaz; basın açıklaması metnini okuyarak; “HKP, bu yağma ve talana dur demektedir. Yaptığımız suç duyurusu bu girişimlerden bir tanesidir. Bundan sonra da farklı biçimlerde bu vurgunun karşısına çıkacağız. Bu mücadelemizde Halkımızı ve Basın Emekçilerini yanımızda görmek gücümüze güç katacaktır.” çağrısını yaptı.

Ardından Av. Tacettin Çolak ve Hikmet Yılmaz Suç Duyurusu dilekçesini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiler.

İnsana, Doğaya, Çevreye, Hayvana dost bir parti olan HKP, bu ve benzeri vurgunların, talanların peşini bırakmayacak.

Antalya’dan Kurtuluş Partililer

 

Kaş Çukurbağ Yarımadası’nda İmar Vurgunu Yoluyla;

Kültür-Tabiat Varlıkları İmara Açılarak Haksız Kazanç Sağlanıyor!

Sessiz Kalmayacağız! İzin Vermeyeceğiz!

 

AKP İktidarı 13 yıldır, ülkemizde büyük tahribatlara imza attı.

Ekonomide, siyasette, sanatta, eğitim ve kültürde, sağlıkta hep bildiğini okudu, okumaya devam ediyor. Daha doğrusu bildikleri tek şey; varsa yoksa keyfilik ve hukuk dışı işlemler..

Hak gaspları, kamu malı aşırmalar, yandaşlara peşkeş çekmeler, vurgunlar-talanlar…

İktidara geldiklerinden bu yana, neredeyse tüm Cumhuriyet kazanımlarını, yerli ve yabancı Parababalarına, akrabalarına, yandaşlarına yeyim ettiler.

Örneğin; 2005 yılında Seydişehir Alüminyum Tesislerini, yanına Manavgat’taki Oymapınar Hidroelektrik Santrali’ni de ekleyerek 305 milyon dolara, yandaşları olan ve geçtiğimiz yıllarda “milletin a.. koyacağız” diye Halka alçakça küfürler eden bir Parababasının sahibi olduğu CE-KA Holding’e hurda fiyatına bağışladılar. Danıştay’ın verdiği İptal kararlarına dahi uymadılar.

Limanlarımızı, SEKA’yı, PETKİM’i, TÜPRAŞ’ı, TEKEL’i; hangi birini sayalım? Hepsini benzer yöntemlerle peşkeş çektiler. Mera Kanunu ve Yönetmeliğini değiştirerek, devletin hüküm ve tasarrufundan bulunan otlakları, meraları, yaylakları imara açmaya başladılar. Bildiğiniz gibi, bununla ilgi HKP olarak, geçtiğimiz günlerde Danıştay’a bir İptal davası da açtık.

Bu saldırgan, aç gözlü ortaçağcılar bu kez de ülkemizin Turizm Cenneti olan beldelerimizin bakir koylarına, kıyılarına göz diktiler. Buralardaki korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarımıza, Arkeolojik Alanlara, Doğal Sit Alanlarına, Zeytin tarlalarına saldırmaktalar. Çünkü onlar için, tarihin, kültürün, doğal varlıkların hiçbir değeri yoktur.

Nereden bir haksız kazanç elde ederiz, vurgun vururuz, çalarız-çırparız diyedir bütün çabaları.

İşte Kaş İlçemizin Çukurbağ Yarımadasındaki İmar vurgunu yoluyla haksız kazanç elde etme girişimleri de bunlardan bir tanesidir.

Adamlar ta sekiz yıl öncesinden planlarını uygulamaya koymuşlar. 2007 yılında kapatmışlar 150 dönümlük Zeytinliği 6 milyon Avroya. Arazinin 30 dönümü arkeolojik, geriye kalanı da 3. derece Sit Alanıymış, onlar için hiçbir önemi yok. Tapu kaydında “KORUNMASI GEREKLİ KÜLTÜR ve TABİAT VARLIĞIDIR” şerhi bulunmaktaymış. O da ne ki?..

“Allah’ın toprağının neyini koruyacan?”

Hepsi Tayyipgillerin yakın arkadaşı, aile dostu, iş ortağı, çocuklarının finansörü. Tabii bu ilişkileri boşuna kurmuyorlar. İşte bu yağma ve talanı yapabilmek için.

2008 yılında almışlar yanlarına Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer’i, başlamışlar bu arazinin imara açılması için, daha doğrusu imar vurgunu yoluyla haksız kazanç elde etmek için girişimlere…

Çevre düzeni planına itirazlar yapmışlar. Sözkonusu arazinin “orman alanı”değil, ‘tercihli kullanım alanı’ olarak değiştirilmesini istemişler.

Ancak bu sinsi ve ahlaksız girişimi sezen namuslu Kamu Görevlileri de çıkmış karşılarına.

Antalya Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü; “….. zeytinli tarla niteliğindeki taşınmazların zeytinliklerin korunmasını öngören 3573 sayılı yasa kapsamında değerlendirilen alanlardan olduğu gerekçesiyle anılan arazinin tarım dışı amaçla kullanılmasının mümkün olmadığı” gerekçesiyle arazinin imara açılmasına itiraz etmiştir.

Bunu dinleyen kim? Bu kez Kaş Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’ne başvurarak; “zeytinli tarla” vasfındaki arazinin “tarla” vasfına dönüştürülmesini istemişlerdir. Burası da “söz konusu taşınmazların Tarla vasfında olmadığı, bu nedenle talep edilen cins değişikliği işleminin uygun görülmediği”ni bildirmiştir.

Adamlar, devletin İl ve İlçe düzeyindeki bu kurumlarının olumsuz görüşüne karşın, Kaş İlçe Tarım Müdürlüğü’ne tekrar başvurarak, önceden ayarladıkları Gökhan Göktaş’tan aynı gün içinde istedikleri cevabı almışlar. Ismarlama şekilde, önceki yazıdan bir ay sonra verilen bu cevaba karşı Antalya Tarım İl Müdürlüğü’nce soruşturma başlatılmış ama “yukarılardan gelen baskı” ile bu soruşturma da kapatılmıştır.

Bu arada çıkartılan 1/25000’lik İmar Planı, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanmıştır. Bu Planda, anılan arazisinin bulunduğu alan, aynen talep edildiği gibi “tercihli kullanım alanı” olarak belirlenmiştir.

Böylece Meis Adasının karşısındaki Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’nda, bir bölümü Arkeolojik Sit Alanı olan Zeytinlik arazinin imara açılmasının önündeki “engeller” kaldırılmıştır.

Bu araziye lüks oteller, villalar ve özel liman yapılacağı söylenmektedir.

Adamlar araziye daha ellerini bile değdirmeden ya da değer artırıcı hiçbir işlem yapmadan, tamamen kayıtlar üzerinde yaptırdıkları değişiklikle büyük bir rant sağlamışlar. Sonuçta; 6 milyon Avroluk arazi olmuş 30 milyon Avro.

Oysa Anayasanın 63. maddesi devlete; tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma görevini yüklemiştir.

Yine 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 5. maddesinde; “kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda dahi varlığı bilinen kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.” denilmektedir.

3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması Hakkında Kanunun 4086 Sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde;“Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede tesis yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, Zeytincilik sahalarının daraltılamayacağı, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması halinde dahi altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın, zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği, …. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınmadan ve kesin zaruret görülmeyen zeytin ağaçlarının kesilemeyeceği ve sökülemeyeceği” öngörülmüştür.

Ayrıca ve önemlisi, adamların yukarıda anlatılan fiilleri; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun, “Nüfuz Ticareti” suçunun (md. 255); Görevi Kötüye Kullanma” suçunun (md. 257) maddi unsurlarını oluşturmaktadır.

Bu nedenle; Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’ndaki araziden imar vurgunu yoluyla haksız kazanç sağlamak için hukuksuz girişimlerde bulunan Selim Doğan ve Remzi Gür ile bunların bu suçlarına yardım ve yataklı eden Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer ve Kaş Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Gökhan Göktaş hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na Suç Duyurusunda bulunuyoruz.

Sonuç olarak; ülkemizin cennet koylarına sahip, Arkeolojik ve Doğal Sit Alanlarının bulunduğu, doğal yapısı henüz bozulmamış Kaş İlçesi’nin bu bakir yerini ele geçirip, içerisinde Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanları ile Tarım İlçe Müdürü’nün de dahil olduğu bir organizasyonla gerçekleştirdikleri İmar vurgunları yoluyla, araziye yapacakları otel ve villalarla, özel limanla hem çevre ve görüntü kirliliği oluşturarak doğal yapıyı katledecekler hem de devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve Halkın kullanımında olması gereken kıyılarımızı yağmalayacaklardır.

Halkın Kurtuluş Partisi bu yağma ve talana dur demektedir. Yaptığımız Suç Duyurusu bu girişimlerden bir tanesidir. Bundan sonra da farklı biçimlerde bu vurgunun karşısına çıkacağız. Bu mücadelemizde Halkımızı ve Basın Emekçilerini yanımızda görmek gücümüze güç katacaktır. 09.12.2015

HKP

Antalya İl Örgütü

 

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına

Suç Duyurusunda Bulunan: Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Karanfil Sokak No:24/15 Kızılay/ANKARA

Vekilleri: Av. Orhan Özer, Av. Metin Bayyar, Av. Ayhan Erkan, Av. Ali Serdar Çıngı

Av. Tacettin Çolak, Av. Sait Kıran, Av. Ayça Alpel Okur, Av. Halil Ağırgöl, Av. Pınar Akbina,

Av. Doğan ERKAN

Halit Ziya Bulvarı No: 33 Kat: 2/203 Konak/İZMİR

Şüpheliler:

1- Menderes TÜREL (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı)

2- Halil KOCAER (Kaş Belediye Başkanı)

3- Gökhan GÖKTAŞ (Kaş Gıda Tarım İlçe Müdürü)

4- Selim DOĞAN

(Futbol Federasyonu Eski Başkanı Hasan Doğan’ın oğlu)

5- Remzi GÜR (Ramsey firması Sahibi)

Keresteciler Sitesi Kızılcık Sokak No:23 Merter/İSTANBUL

6- Soruşturma aşamasında ortaya çıkartılacak; Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’ndaki Kültür ve Tabiat Varlığı olan araziden imar vurgunu yolu ile menfaat temin eden şüphelilerin fiillerine onay veren, görmezden gelen diğer kamu görevlileri.

Suç: Denetim Görevinin İhmali (TCK. 251), Nüfuz Ticareti (TCK. 255), (2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu ve 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması Hakkında Kanuna Muhalefet yoluyla) Görevi Kötüye Kullanma (TCK. 257)

İhbar ve Beyanlarımız:

1- Gazeteci Yusuf YAVUZ; 16 Kasım 2015 tarihinde ODATV’de yayınlanan önemli bir habere imza attı. Haberin başlığı; “Erdoğan’ın Aile Dostlarından 30 Milyon Avroluk İmar Vurgunu”. (http://odatv.com/erdoganin-aile-dostlarindan-30-milyon-avroluk-imar-vurgunu-1611151200.html

Aynı haber değişik internet sitelerinde de yayınlandı. (Bkz. http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/erdogan-in-aile-dostlarindan-30-milyon-avroluk-imar-vurgunu-h99281.html, http://webgezegen.com/kasin-cukurbag-yarimadasindaki-120-donumluk-alan-ranta-acildi.html)

2- Bugüne kadar tekzip edilmeyen haberden öğrendiğimize göre; Ülkemizin Turizm Cenneti bölgelerinden biri olan Antalya İli Kaş İlçesinde, çeşitli kademelerde kamu görevi yapan şüphelilerin de içinde bulunduğu organize bir planla, büyük bir imar rantı elde etme girişimi başlatılmıştır.

Şüpheliler, bundan sekiz yıl öncesinden icra hareketlerine başlamışlar. İlkin 2007 yılında; Selim Doğan, Cihan Kamer, Remzi Gür, Antalyalı bir işadamı ile birlikte Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’nda 150 dönümlük araziyi 6 milyon Euroya satın almışlar. Satın alınan arazinin 30 dönümü arkeolojik alan, geriye kalanı ise 3. derece Doğal Sit Alanı ve Zeytinlik niteliğindedir.

Hemen belirtelim ki; bu araziyi satın alanlar C.Başkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen isimlerdir. Bunlardan Selim Doğan; dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la Ekinlik Adası’nda balık tutma fotoğrafları gazetelerde yayımlanan,14 Şubat 2008 tarihinde yapılan Futbol Federasyonu Olağanüstü Genel Kurulu’nda Başkanlığa seçtirilen ve Ramsey Giyim San. AŞ’nin kurucusu, Genel Müdürü (merhum) Hasan Doğan’ın oğludur. Cihan Kamer, Erdoğan’ın çocuklarıyla birlikte mücevher işi yapmış, Remzi Gür ise Erdoğan’ın çocuklarına “burs” vermiştir. Sonradan edinilen bilgilere göre Cihan Kamer, arazideki payını şüpheli Selim Doğan’a devretmiştir.

Satışa konu arazinin Antalya Kaş Merkez Mahallesi Mevkii 46 Ada 48 Parsel ve 44 Ada 128 Parsel nolu Tapu Kaydının “Beyanlar” Hanesinde; “2863-3386 sayılı yasanın 7. Maddesi gereğince KORUNMASI GEREKLİ KÜLTÜR ve TABİAT VARLIĞIDIR” şerhi bulunmaktadır.

Bu haliyle arazinin imara açılması olanaksız olduğundan, ilkin Arkeolojik Sit Alanı niteliğindeki 30 dönümlük kısmı hazineye ait başka arazilerle değiştirilmesi için ayrılmış, kalan kısmının niteliğinin değiştirilmesi ve imara açılması için de Hükümet ve üst düzey Bürokratlar nezdinde girişimler başlatılmıştır.

3- Yerel düzeyde ise Şüpheli Halil Kocaer; Kaş Belediye Başkanı olarak Mart 2008’de ilgili kurumlara resmi yazılar yazıp, söz konusu arazide imar planı çalışması yapılmak istendiğini bildirmiştir. Bu arada çevre düzeni planına itirazlar yaptırılarak; sözkonusu arazilerin “orman alanı” değil, ‘tercihli kullanım alanı’ olarak plana işlenmesi talep edilmiştir. Bu talebin masum olmadığı ve araziden sağlanacak vurgunun ilk hamleleri olduğu sonraki süreçte anlaşılacaktır.

Ancak bu süreç devam ederken, 2009 yılı Mart ayında yapılan Yerel Seçimleri CHP’li Aday Abdullah Gültekin kazanınca, süreç başka bir mecraya akmaya başlamıştır.

Örneğin Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü; 06/02/2013 tarih ve 3969 sayılı yazısı ile Kaş Belediyesinden; “Çukurbağ Adası Mevkiinden 3. Derece Doğal Sit Alanı’nda kalan 46 Ada 48 Parsel ve 44 Ada 128 Parsel nolu taşınmazlarda yapılmak istenen 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama planlarına esas görüşleri” sorulmuştur.

O dönemin Belediyesince anılan İl Müdürlüğü’ne gönderilen 21/02/2013 tarih ve 237 sayılı yazı ile; “Belediye tarafından halihazırda yaptırılmış ve İmar Komisyonunda görüşülmekte olan 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bulunduğu, bu planın Belediye Meclisinde değerlendirildikten sonra onay için ilgili yerlere intikal ettirileceği, planlama hiyerarşisi ve üst ölçek planlarla uyum çerçevesinde konunun Çevre Düzeni Planının onanması sonrasına bırakılmasının önem arzettiği, bu nedenle üst ölçekli planların beklenmesi gerektiği” bildirilmiştir. (EK-1)

Böylece arazinin imara açılması girişimleri de yavaşlamış oldu.

4- Fakat 2014 yılında yapılan Yerel Seçimlerde şüphelilerden Halil Kocaer tekrar AKP’den Kaş Belediye Başkanlığına seçilince, önceki Belediye Başkanı döneminde duran imara açma girişimleri tekrardan hız kazanmıştır.

Bu arada, yapılmak istenen değişiklikle arazinin imara açılmak istenmesine bir itiraz da Antalya Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğünden gelmiştir.

Anılan Müdürlük, kendilerinden istenilen görüşe cevaben; “(…) zeytinli tarla niteliğindeki taşınmazların zeytinliklerin korunmasını öngören 3573 sayılı yasa kapsamında değerlendirilen alanlardan olduğu görüşünü belirterek, bahse konu taşınmazların anılan kanun gereğince tarım dışı amaçla kullanılmalarının mümkün olmadığını” bildirmiştir.(EK-2)

5- Şüpheliler, Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün hiçbir yorum gerektirmeyen, yukarıdaki açık ve kesin “uygunsuzdur” görüşüne rağmen, hukuk dışı girişimlerinden vazgeçmemişler, bu kez de anılan arazilerinin cins değişikliğinin yapılması için Kaş Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğüne başvurarak; “zeytinli tarla” vasfındaki arazinin “tarla” vasfına dönüştürülmesini istemişlerdir.

Yapılan bu başvuruya, Kaş Tarım İlçe Müdürlüğü, 25/08/2014 tarih ve 3501 sayılı yazısı ile; “söz konusu taşınmazların Tarla vasfında olmadığı, bu nedenle talep edilen cins değişikliği işleminin uygun görülmediği” cevabını verilmiştir. (EK-3)

İlçe Tarım Müdürlüğünden bekledikleri cevabı alamayınca, şüpheli Belediye Başkanlarından Halil Kocaer tekrar devreye girerek aynı kuruma 24/09/2014 tarihinde yeniden başvuru yapılmıştır. Bu başvurudan sonra şüpheli Gökhan Göktaş; (o kadar olumsuz görüşe rağmen, her türlü hukuki dayanağı yok sayarak) anılan arazinin “zeytinli tarla olan vasfının Tarla olarak değiştirilmesi talebinin uygun görüldüğü”nü bildirmiştir. (EK-4)

Burada dikkat edilmesi gereken durum; Tarım İlçe Müdürlüğüne yapılan başvuru ile verilen cevabın aynı tarihli (24/09/2014) olmasıdır. Yani şüpheli Gökhan; kurumuna yapılan başvuru hakkında herhangi bir inceleme, değerlendirme yapmadan/yaptırmadan anında istenilen cevabı vererek, denetim görevini ihmal edip diğer şüphelilerin yasadışı işlemlerine zemin hazırlamıştır.

6- Öte yandan, şüpheli Kaş Tarım İlçe Müdürünün bu açık hukuksuz ikinci işlemine karşı Antalya Tarım İl Müdürlüğünce açılan soruşturmanın da kapatıldığı iddia edilmektedir. Bu soruşturmanın akıbetinin ne olduğu Sayın Savcılığınızca ilgi kurumdan sorulması gerekmektedir.

Bu arada çıkartılan 1/25000’lik İmar Planı, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanmıştır. Bu Planda, yukarıda Tayyip Erdoğan’la yakınlıkları açıklanan aile dostlarının arazisinin bulunduğu alan, aynen talep edildiği gibi “tercihli kullanım alanı” olarak belirlenmiştir.

Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin bu kararı ile; kamu yararına hiçbir araştırma yapılmadan, arazinin “Zeytinli Tarla” olan yapısını, Tapu Kayıtlarındaki “Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlığıdır” şerhi görmezden gelinerek, anılan arazinin tam da diğer şüphelilerin isteği doğrultusunda “tercihli kullanım alanı” olarak ayırılması, “Denetim Görevinin İhmali” ve “Görevi Kötüye Kullanma” suçlarının unsurlarını oluşturmaktadır. Bu nedenle başta Büyükşehir Belediye Başkanı Şüpheli Menderes Türel olmak üzere, bu kararın çıkmasına olumlu oylarıyla katılan meclis üyelerinin de yargılanması gerekir.

Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin bu hukuksuz onaylama kararından sonra sıra nazım imar planının araziyle ilgili beklentilere uydurulmasına gelmiştir. Duyumlarımıza göre bununla ilgili ihale de Ankara merkezli bir firmaya verilmiştir.

Böylece Meis Adasının karşısındaki Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’nda, bir bölümü Arkeolojik Sit Alanı olan Zeytinlik arazinin imara açılmasının önündeki “engeller” kaldırılmış oldu. Daha doğrusu bu nitelikteki bir arazinin imara açılmasının önündeki yasal engeller şüphelilerin ve diğer nüfuzlu yandaşlarının hukuk dışı girişimleriyle birer birer aşılmış durumdadır.

7- Böylece, Şüphelilerin “gayrı hukuki girişimler” ve “siyasi ilişkiler”le çözdükleri “imar sorunu”ndan sonra; 2007’de 6 Milyon Euro’ya satın aldıkları arazinin değeri bir anda dudak uçuklatan değerlere fırlamıştır. Öyle ki Emlakçılar; anılan arazinin bugünkü fiyatının 30 Milyon Euro olduğunu söylemektedirler. Ayrıca anılan arazinin 1 Milyon TL değerindeki 30 dönümlük kısmının 9 Milyon TL tutarındaki başka bir hazine arazisiyle takas edileceği de söylenmektedir. Geriye kalan 120 dönümlük alanda ise lüks bir otel ile çok sayıda villa ve kişiye özel bir liman yapılmak istendiği öne sürülmekte. Çukurbağ Yarımadası yolunda dolmuşçuların kullandığı durağın da kaldırılacağı belirtilmektedir.

8- Görüldüğü gibi, tamamı “Zeytinli Tarla”, bir kısmı Arkeolojik bir kısmı da Doğal Sit Alanı olan arazi, şüphelilerin bazıları tarafından ucuz fiyata kapatıldıktan sonra, sekiz yıllık bir süreçte nüfuzlu adamlarının da devreye girmesiyle, açık hukuk dışı işlemlerle imara açtırılarak büyük bir rant elde edilmektedir. Bir başka anlatımla, arazisine daha elini bile değdirmeden ya da değer artırıcı hiçbir işlem yapmadan, tamamen kayıtlar üzerinde yapılan değişiklikle şüphelilere büyük bir haksız kazanç sağlanmıştır.

Oysa yürürlükteki mevzuata gore, yukarıdan beri anlatılan niteliklere sahip olan arazinin imara açılması hukuken mümkün değildir.

9- Öncelikle belirtelim ki, Anayasa’da Devlete; imar/kent rantları yaratma değil; kıyılardan yararlanmada kamu yararını gözetme (md. 43); tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önleme (md. 45); çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirliliğini önleme (md. 56); şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak önlemleri alma (md. 57); tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma (md. 63); ormanları koruma ve sahalarını genişletme (169) ve orman köylüsünü koruma (md. 170) görevleri yüklenmiştir.

10- Öte yandan şüpheliler; 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu ve 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması Hakkında Kanunun emredici hükümlerine aykırı işlemler tesis ettiklerinden TCK’nin 257. maddesinde tanımlanan “Görevi Kötüye Kullanma” suçun işlemektedirler.

Bilindiği gibi; 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 5. maddesinde; “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.” hükmü öngörülmüştür.

Dolayısıyla olayımıza konu arazinin esasen devlet malı niteliğinde olduğu açıktır. Ancak şüpheliler yasanın bu açık düzenlemesine karşın, Arkeolojik ve Doğal Sit Alanını özel mülkiyetine geçirmekle baştan suç işlemişlerdir.

Yine, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması Hakkında Kanunun 4086 Sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde; “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç …. tesis yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, Zeytincilik sahalarının daraltılamayacağı, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması halinde dahi altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın, zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği, … Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınmadan ve kesin zaruret görülmeyen zeytin ağaçlarının kesilemeyeceği ve sökülemeyeceği” öngörülmüştür.

Benzer düzenlemeler Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesinde de tekrarlanmıştır. Ancak yönetmeliğin bu maddesinde; alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’e uygun olması koşuluyla, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından  belirlenmesi durumunda; a) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, b) Bakanlıklarca kamu kararı alınmış plan ve yatırımlar, c) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri, ç) İlgili Bakanlıkça kamu kararı alınmış madencilik faaliyetleri petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, d) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar için, yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak isteyenlerin, ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirine başvurabileceği, Müracaat sahibinin, çevrede oluşabilecek ÇED raporu ile belirlenmiş zararları önleyecek tedbirleri almak koşulu ve dikim normlarına uygun, eşdeğer büyüklükte il/ilçe müdürlüğünce uygun görülecek alanda zeytin bahçesi tesis edeceği”ne dair bazı istisnalar getirilmiştir.

Oysa olayımızda bu istisnalar kapsamından değerlendirilebilecek en küçük bir emare dahi bulunmamaktadır. Bu arazide şüphelilerce yapılacak otel, villa ve kişiye özel limanla Kaş İlçesinin bakir kıyılarının tahrip edileceği, çevre ve deniz kirliliğine neden olunacağı kaçınılmazdır. Suç konusu bu fiillere izin verilmemesi gerekir.

11- Ayrıca ve önemlisi, şüphelilerin yukarıda ayrıntılıca anlatılan fiilleri; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun, “Nüfuz Ticareti” suçunun (md. 255); Görevi Kötüye Kullanma” suçunun (md. 257) unsurlarını oluşturmaktadır.

Sonuç ve İstem: Başta beri ayrıntılıca anlatıldığı üzere şüpheliler;

Ülkemizin cennet koylarına sahip, Arkeolojik ve Doğal Sit Alanlarının bulunduğu, doğal yapısı henüz bozulmamış Kaş İlçesi’nin bu bakir yerini ele geçirip, içerisinde Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanları ile Tarım İlçe Müdürünün de dahil olduğu bir organizasyonla gerçekleştirdikleri İmar vurgunları yoluyla, araziye yapacakları otel ve villalarla, özel limanla hem çevre ve görüntü kirliliği oluşturarak doğal yapıyı katledecekler hem de devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve Halkın kullanımında olması gereken kıyılarımızı yağmalayacaklardır.

Yine yerel kaynaklarca açıklandığına göre; yukarıdaki imar yolsuzluğu nedeniyle 6 milyon Euro değerindeki bu arazinin değerini bir anda 30 Milyon Euro’ya fırlatarak haksız kazanç elde eden şüphelilerin bu fiillerinin, TCK’nde öngörülen suçların unsurlarını oluşturduğu çok açıktır.

Bu nedenle şüpheliler hakkında gerekli Soruşturmanın yürütülerek haklarında Kamu Davası açılmasını müvekkil Parti adına talep ediyoruz. 09.12.2015

 

Suç Duyurusunda Bulunan

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Vekili

Avukat Tacettin Çolak