27 MAYIS Düştüğü bu topraklarda sevgiyi, umudu, doğruluğu, özgürlüğü, devrimciliği gün yüzüne çıkartan bir Cemredir

26.05.2013
190
A+
A-

27 Mayıs; bizim Karanfil Devrimimizdir.

27 Mayıs; AB-D Emperyalistlerinin ve kuklaları Celal Bayar’lar-Adnan Menderes’lerin, nefessiz bırakan baskısına ve zulmüne karşı Halklarımızın temiz havaya kavuşup derin bir nefes alışıdır.

27 Mayıs; Birinci Kuvayimilliyecilerin bu topraklardan canları kanları pahasına kovdukları emperyalist düşmanla ortaklık kuran ve Birinci Kurtuluş’un bütün kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyen halk düşmanı Demokrat Parti İktidarı’na karşı, Devrimci Gelenekli Genç Subayların, Sivil Aydın Gençliğimizin ve İlmiye Sınıfımızın, “yeter artık” diyerek ayağa kalkmasıdır.

27 Mayıs; cesaret vatanına sahip Ordu Gençliği’nin, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyen Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nın Önderi Mustafa Kemal’e saygısı, sahip çıkışı ve izinin de tozunun da silinemeyeceğinin dosta da düşmana da kanıtıdır.

27 Mayıs; Sosyalizmin önünün açılmasıdır, bilimsel gelişmenin ve kültürel zenginliğin artışıdır, iktidarların kanunsuzluklarını, keyfi davranışlarını yasal kılıfa büründürme girişimlerini engellemek için Anayasa Mahkemesinin kurulmasıdır, halkımızın sınırlı da olsa Demokrasi ve Özgürlük ortamına kavuşmasıdır.

27 Mayıs; İşçi Sınıfımızın örgütlenme ve hak arama özgürlüğüne kavuşmasıdır, eğitim emekçilerinin kendi öz örgütlerini, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)’ü kurmasıdır, Köylümüzün ağa zulmüne başkaldırmasıdır.

Ve 27 Mayıs; Türkiye Tarihinin tanıklık ettiği en ileri Anayasa olan 1961 Anayasasının halklarımıza kazandırılmasıdır.

Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı da, 28 Mayıs sabahı Türk Ordusu’na yayınladığı Açık Mektup’la, toplumun gelişmesinin, ilerlemesinin önündeki engelleri, setleri, zincirleri ortadan kaldıran, halktan yana bir hareket olan 27 Mayıs Politik Devrimi’ni selamlamıştır. Denizler de Mahirler de sahip çıkmışlardır 27 Mayıs Politik Devrimi’ne ve hep savunmuşlardır Devrimci Gelenekli Ordu Gençliği’nin bu atılımını.

27 Mayıs öncesi halk düşmanı Demokrat Parti (DP) İktidarı’nın çirkin ruhu bugünlerde ülkemize yeniden musallat olmuş durumda. Bu çirkin ruhun adı: Tayyipgiller.

DP, Birinci Kuvayimilliye’nin, Tayyipgiller Birinci Kuvayimilliye ile birlikte 27 Mayıs’ın izini tozunu yok etmek istiyor.

DP, Bakanlarını ABD’nin onayı olmadan atayamazdı, Tayyipgiller ABD’nin onayı olmadan adım atamıyor. ABD’nin onayı olmadan Filistin’e gidemiyor Tayyipgiller.

DP, AB-D’nin çıkarları için Kore’de Devrimcilere karşı verilen savaşta, 1350 civarında vatan evladının katline onay verdi. Türkiye’yi, AB-D Emperyalistlerinin askeri örgütü NATO’ya sokarak, Türk Ordusu’nu ABD’nin generallerinin emireri konumuna soktu. Tayyipgiller, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı örnek alarak bağımsızlıklarına kavuşan Ortadoğu’daki komşularla aramıza, AB-D Emperyalistlerinin emri doğrultusunda düşmanlık tohumları ekti. En son Reyhanlı’da 100’ü geçkin insanımızın katledilmesine neden oldu. Tayyipgiller Türk Ordusu’nu, AB-D Emperyalistlerinin emri doğrultusunda site bekçisi konumuna getirdi. Onursuzlaştırdı, pısırıklaştırdı, mühimmat taşıyamaz hale getirdi.

DP, Türk Parasının değerini yüzde 320 oranında düşürdü. DP ile birlikte Parababalarının sömürüsü ve talanları akıl almaz boyutlara ulaştı. Tayyipgiller, ekonomik değeri olan Kuvayimilliye yadigarı tüm kurumları peşkeş çekti yerli yabancı Parababalarına. Dünyanın en borçlu ülkeleri arasına soktular ülkemizi. İşsizlik, pahalılık, zam, zulüm Cumhuriyet Tarihinin en yüksek seviyesinde.

DP, Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin çıkarlarını savunan ABD kuklası ve Ortaçağ özlemcisi bir iktidardı. DP kurduğu ‘‘Vatan Cephesi’’ adlı uyduruk “cephe”yle toplumu ikiye böldü. DP’nin ideolojik torunları Tayyipgiller kat be kat geçtiler atalarını. Toplumu Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Laik-Antilaik vb. diyerek çok parçaya böldüler. Devletin neredeyse bütün kurumlarının başında Ortaçağcı irticacılar konumlanmış durumda artık. Şeriatın simgesi Türban devlet kurumlarının, üniversitelerin, yargının, ilköğretimin başına geçirilmiş durumda.

DP, Bağımsızlık savaşı veren Cezayir’e karşı sömürgeci Fransa’nın yanında, Süveyş Kanalı’nı millileştirmek isteyen Mısır’a karşı da AB-D Emperyalistlerinin yanında yer aldı. Tayyipgiller de, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de hep ezen, sömüren, katleden emperyalistlerin yanında saf tuttu. Müslümanların ırzına geçilmesine, katledilmesine hep onay verdi “Müslüman” Tayyipgiller.

DP, kitlelerin hoşnutsuzluğunun giderek artması ve özellikle Aydın Gençliğin tepkilerini sokağa taşıması üzerine faşist saldırılarını, baskılarını iyice şiddetlendirdi. Tayyipgiller de aratmıyorlar atalarını. Seslerini yükselten binlere biber gazıyla, gaz bombasıyla, copla saldırıyorlar. Yargıyı, basını, üniversiteleri, Ordu Gençliği’ni, kendilerine karşı koyma olasılığı olan herkesi izlemeye, dinlemeye alarak yıldırmaya çalışıyorlar.

DP, Hikmet Kıvılcımlı önderliğindeki Vatan Partisi’nin -Gerçek TKP’nin son legal çıkışıydı- yöneticilerini bir gece ansızın derdest ederek Harbiye Zindanı’na tıktı. Bu zindan hücrelerinde, gün ışığı göstermeden iki yıl tuttu. Tayyipgiller uydurma davalarla, düzmece komplolarla, bilim insanlarını, yurtsever askerleri ve aydınları yıllardır Hasdal’da Silivri’de, Sincan’da, Mamak’ta tutuyorlar.

DP de, Tayyipgiller de insanlarımızı cahilleştirdi, kültürsüzleştirdi, dincileştirdi, bireycileştirdi, zevksizleştirdi, örgütsüzleştirdi.

Ama bütün bu can dayanmaz baskılara karşı, asker ve sivil gençliğimiz, namuslu aydınlarımız, İlmiye Sınıfımız o günlerde direnmekten geri durmadı, bugünlerde de geri durmuyor.

27 Mayıs Politik Devrimi’nin 53 üncü yılında, AB-D Emperyalistleri, AB-D uşağı satılmış yerli Parababaları ve onların siyasi temsilcileri, özel ve güzel tören paşası Generalleri, 27 Mayıs’ın izini tozunu silmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. 27 Mayıs’ın bütün kazanımlarını ortadan kaldırmak için yapılan iki faşist darbeyle yetinmiyorlar. “Ergenekon-Balyoz-Andıç-Casusluk” adlı hukuk maskeli saldırılarıyla Devrimci Gelenekli, yurtsever, Mustafa Kemalci, antiemperyalist asker ve sivil aydınlara son ölüm vuruşunu yapmak istiyorlar. AB-D Emperyalistleri ve yerli uşakları, “Birinci Kuvayımilliye’nin ve 27 Mayıs’ın öcünü almak istiyorlar Türk Ordusu’ndan, Yargı’sından, Üniversite’sinden ve namuslu Basın’ından. Bütün bunlar da kesmiyor AB-D Emperyalistleri ve yerli uşakları Tayyipgiller’i, kuracakları özel orduyla, Pensilvanyalı İblisin ordusuna dönüşen Emniyet Güçleriyle, Ilımlı İslam’ın kurallarıyla donatacakları yeni Anayasayla, 27 Mayıs Anayasası’nın getirdiği kısmi özgürlük ortamında yetişen Devrimci Kuşağı ve Devrimci Kültürü tümden yok etmeyi hedefliyorlar. 27 Mayıs benzeri bir Politik Devrim bir daha tekrarlayamasın diye stratejilerine uygun taktik üstüne taktik oluşturuyorlar. Boşuna çaba. Behçet Kemal Çağlar’ın dediği gibi:

Bir meydanda yüz kişiye kıyanlar

Arslan ini size kalmaz çıyanlar

Mezarından doğrulup da boğacak

Esvabıyla gömdüğünüz civanlar

İnsan soyunun en büyük düşmanı AB-D Emperyalistleri ve insan görünümlü yerli satılmışlar:

Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya

sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya

anamız çay demliyor ya güzel günlere

sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa

sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız

bu, böyle gidecek demek değil bu işler

biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz

ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını

işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.

                                                                  Cemal Süreyya

Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere, köylümüzle, esnafımızla, aydınlarımızla, gençlerimizle, Alevi-Sünni tüm halkımızla, Kürt Kardeşlerimizle ve Ordu Gençliği’mizle birlikte vereceğimiz İkinci Kurtuluş Savaşı’yla tarihin çöplüğüne gömeceğiz. Bu kaderden hiç kimse sizi kurtaramayacak. 27.05.2013

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi