12 Eylül öncesi faşistler tarafından kahpece katledilen Üç Şehitler’imizi, Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş’ı ve altı yıl önce kaybettiğimiz Ayhan Kaya Yoldaş’ımızı andık

02.09.2021
44
A+
A-

 

Ankara

Üç Şehitler ve Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaşları Mezarları başında andık

1 Eylül 1978 tarihinde Ankara Şentepe’de, faşist Pol-Bir’li polisler tarafından katledilen Mahmut Çal, İbrahim Uzun ve Sadi Okçuoğlu ve Ankara Karşıyaka’da kalleşçe arkadan vurularak katledilen Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş’ı HKP Ankara İl Örgütü olarak mezarları başında andık.

Üç Şehitler nezdinde yaşamını yitiren tüm Devrim Şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma etkinliğimiz konuşmalarla devam etti. Kurtuluş Partisi Gençliği’nden Deniz Yoldaş söz aldı.

Deniz Yoldaş konuşmasında şunları dile getirdi:

***

“Üç Şehitler Ölümsüzdür!

“Bundan tam 43 yıl önce, Üç Şehitler Tepesi’ne dönüşen Şentepe Bölgesinde üç kızıl yıldız kaydı… Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın bir sözü var; “Görev yapıyorduk, muhallebi değil… Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da. Hepsi vız gelir, ve de gelmelidir” diyor. İşte bu Üç Yoldaş’ımız da Ustalarına layık olan bir yaşam sürdürdüler. Çok kısa bir yaşam bu. İbo 21, Mahmut ve Sadi Yoldaşlar ise henüz 18 yaşında. Yoldaşlarımız Usta’mızın öğrencisi olmanın gerektirdiği bilgiye, birikime ve Cesaret Vatanına sahipti.

Kısacık ömürlerine örnek mücadeleler sığdırdılar. İçinden çıktıkları Şentepe’nin faşistlerden temizlenmesi için Devrimci Derleniş Bayrağı altında, Hareketimizin önderliği doğrultusunda en önde kavgayı başlattılar. Şentepe’de İPSD’nin de kurucuları arasında yer alan yoldaşlarımız, diğer grupların çalışmalarında rastlanmayan bir halkla bütünlük içerisine girdiler. Hiçbir grubun giremediği Şentepe bölgesine halkla etle tırnak gibi kaynaşan Yoldaşlarımız girmişler, faşistleri püskürtmüşler ve Şentepe Faşistlerin zulmünden kurtarmışlardı.

Emperyalistler ve yerli satılmışlar bir ülkede doğru devrimci teori ve pratiğin önünü kesmek için her türlü kalleşliği gözlerini kırpmadan yapabilmektedir. Mahmut, Sadi ve İbo Yoldaşlar’ın Hikmet Kıvılcımlı Usta’mızın öğrencileri olması ve devrimci teorimizi halka ulaştırarak uyanışa ve derlenişe öncülük etmeleri, yerli ve yabancı Parababalarını rahatsız etti. 1 Eylül 1978 tarihinde bu Üç Yoldaş’ımız faşist cellâtlar tarafından acımasızca katledildi.

Bugün hem Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’ya hem de yitirdiğimiz tüm şehitlerimize layık olabilmek adına devrimci mücadelemizi tüm engellemelere rağmen kararlıca sürdürüyoruz. Çünkü hep ifade ettiğimiz gibi; bizler bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları’yız!

Özellikle ihanet ve halk düşmanlığı potansiyelinde sınır tanımayan Amerikancı, BOP’çu AKP’giller İktidarı ile birlikte hızlı bir sürece giren ülkemizin parçalanmasına, yok edilmesine karşı tüm bilincimiz, birikimimiz ve cesaretimiz ile karşı çıkıyor, mücadele ediyoruz.

Ant olsun başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere tüm halkımızı saflarımızda örgütleyip İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı zafere ulaştıracağız! Halkın İktidarını kuracağız.

Mahmut, İbo, Sadi Yoldaşlar’ımız ve kaybettiğimiz tüm yoldaşlarımıza sözümüzdür: Uğruna yaşamlarını feda ettikleri İnsanlığın Kurtuluş Mücadelesini er geç zafere ulaştıracağız!

***

3 Şehitler’in mezarbaşı anmasının ardından bir başka Devrim Şehidimiz Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş’ın mezarına kortej ve sloganlar eşliğinde yürüdük. Tüm Devrim Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşunun ardından Kurtuluş Partisi Gençliği’nden Hüreyra Yoldaş söz aldı.

Hüreyra Yoldaş konuşmasına “Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşları unutmadığımız gibi Engin Yoldaş’ı da unutmayacağız!” diyerek başladı ve şunları dile getirdi:

***

Şu anda, genç yaşında mücadelenin hiçbir gereğinden, görevinin kolayından zorundan geri durmamış, öyle ki inandığı dava uğruna ölüme de başı dik ve yiğitçe giden Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş’ın mezarı başındayız. Katledilişinin 42’nci yılında mücadelesi önünde saygı ile eğiliyor ve en devrimci duygularımızla anıyoruz.

Engin Yoldaş’ımız 3 Eylül 1979 günü Ankara’nın Karşıyaka bölgesinde faşistler tarafından kahpece arkasından vurulmuş ve 14 Eylül 1979 günü bedence aramızdan ayrılmıştır. Engin Yoldaş’ımızın karşısına çıkmaya cesareti olmayan faşistler, daha hayatının baharındaki Yoldaş’ımızı, sinsice arkasından kurşunlayarak katletmişlerdir.

Engin Yoldaş’ımız yiğitti, cesurdu, mertti, İşçi Sınıfının bilimiyle bilinçliydi ve kararlıydı. Kısacası Engin Yoldaş’ımız faşistler için tehlikeliydi. Faşistler, 3 Eylül 1979’da karanlık planlarını yaparak Yoldaş’ımızı bedence aramızdan aldılar.

Engin Yoldaş aldığı kurşun yaralarına rağmen “Kahrolsun faşistler” diye haykırdı. Bedence aramızdan ayrılmadan hemen önce de bu toprakların Gerçek Devrimcilerine “Yoldaşlarım mücadelemizi devam ettirsinler” mirasını bıraktı.

İşte inançlı, kararlı ve Kıvılcımlı Usta’nın öğrencisi böyle olunur. Nasıl öldü denebilir böyle bir insana? Yoldaş’ımız, uğruna yaşamını feda ettiği, dünyanın en kutsal davası olan insanlığın hayvanlıktan kurtuluş mücadelesi zaferle taçlanana kadar mücadelemizde yaşamaya devam edecek. Engin Yoldaş’ın yaşamına sığdırdığı mücadelesi biz Hikmet Kıvılcımlı’nın düşünce oğulları ve düşünce kızlarına örnek olmalıdır.

Engin Yoldaş ve Üç Şehitlerimiz nezdinde tüm Devrim Şehitlerine sözümüzdür:

İnsanlığın Gerçek Kurtuluşu olan Sosyalizmi bu topraklarda mutlaka hayata geçireceğiz!

***

Mahmut-İbo-Sadi ve Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaşlar’ı anma etkinliği, onların bizlere miras olarak bıraktığı mücadele bayrağının Türkiye Devrimi’ni gerçekleştirinceye kadar HKP’li Yoldaşlarının ellerinde dalgalandırılacağı ifade edilerek sonlandırıldı.

Üç Şehitler Ölümsüzdür!

Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşlar Ölümsüzdür!

Engin Yoldaş Ölümsüzdür!

 

İzmir

İzmir’de Devrim Şehitlerimizi andık

1 Eylül 1978’de Ankara’nın Şentepe Mahallesinde Pol-Bir’li Faşist polislerce katledilen Üç Şehitler Mahmut, İbo ve Sadi Yoldaşlarımızla, altı yıl önce kanser illeti yüzünden bedence aramızdan ayrılan, Yamanlar’ın Korkusuz Çocuğu Ayhan Kaya Yoldaşlarımızı andık. Ayhan Kaya Yoldaş’ımızın mezarı başında yaptığımız anma öncesi Ayhan Kaya Yoldaş’ın mezarının olduğu Doğançay Mezarlığının girişinden mezarbaşına kadar Yoldaşlarımızın pankartları ve sloganlarla yürüyüş yaptık. Yürüyüş sırasında “Ayhan Kaya Ölümsüzdür”, “Ayhan Kaya Yaşıyor, HKP Savaşıyor”, “Üç Şehitler Yaşıyor, HKP Savaşıyor”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür” sloganları atıldı.

Yoldaşlarımız nezdinde tüm Devrim Şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından, ilk sözü HKP Gençliğinden Ahmet Engin Gençer aldı. Genç Yoldaşımız konuşmasında şunları söyledi:

***

Değerli Yoldaşlar, bugün 1 Eylül.

Kimilerine göre Dünya Barış Günü, bizim için ise yani Kurtuluş Partililer için, yani bu ülkenin Gerçek Devrimcileri için çok farklı anlamları var, Yoldaşlar.

Birincisi, bundan 43 yıl önce Ankara Şentepe’de katledilen Mahmut, İbo ve Sadi Yoldaşlarımızın bedence aramızdan ayrıldığı gün. İkincisi, kronolojik sıra ile devam edersek, Aras Kargo İşgali’nin Jandarma tarafından zor kullanılarak sonlandırıldığı gün. Ve üçüncüsü, bundan altı yıl önce Ayhan Kaya Yoldaş’ımızın bedence aramızdan ayrıldığı gün, Yoldaşlar.

Bugün bu mezarın başında toplanmamızı sağlayan bir neden var. Ben şahsen yaşım itibariyle Mahmut, İbo, Sadi Yoldaşlarımızı tanıma şansını yakalayamadım, ne yazık ki. Fakat bugün ben burada bu Üç Yoldaş’ımızın anması için toplandığımız günde konuşma hakkına sahipsem, bunu sağlayan temel neden Yoldaşlığımızdır. Yoldaşlarla aynı kavgayı, aynı mücadeleyi devam ettiriyor olmamızdır, bugün burada olmamızın temel nedeni budur.

Aynı şekilde Ayhan Kaya Yoldaş’ımız için de bu geçerlidir. Aynı mücadeleyi, aynı kavgayı yürüttüğümüz Yoldaşlarımızdır. Ve diyoruz ki bedence aramızdan ayrıldılar. Çünkü bedenleri burada olmasa da mücadeleleri, Yoldaşlıkları hep yanımızda. Aynı mücadeleyi, aynı Yoldaşlığı yıllardır omuz omuza yürütüyoruz onlarla. Ve bugün aynı zamanda dediğim gibi Aras Kargo İşgali’nin de Jandarma tarafından sonlandırılmasının yıldönümü, Yoldaşlar.

Dedik ki bugün 1 Eylül, kimilerine göre Barış Günü. Sendikaya üye olarak anayasal hakkını kullanan işçilere Jandarmanın zorla müdahale ederek eylemlerini sonlandırdığı bir ortamda neyin barışından söz edebiliriz ki Yoldaşlar?

Bugün işçilerin 12 saat, 16 saat fabrikalarda sömürüldüğü, ezildiği bir ülkede neyin barışından söz edebiliriz ki Yoldaşlar?

Dolayısıyla bugün bizim için barış günü değil, bugün bizim için Yoldaşlarımızın bizlere bıraktığı kavgayı, bizlere bıraktığı mücadeleyi zafere ulaştıracağımızı bir kez daha haykırma günüdür. Bugün o mücadeleyi, mücadele bayrağını sonuna kadar taşıyacağımızı, kanımızın son damlasına kadar bırakmayacağımızı bir kez daha haykırma günüdür. Ve bu görev, bu tarihi görev biz Gerçek Devrimcilerin, Kurtuluş Partililerin ellerindedir, Yoldaşlar. Ve Biz Kurtuluş Partisi Gençliği olarak Mahmut, İbo, Sadi ve Ayhan Kaya Yoldaşlarımızın bizlere bıraktığı mücadele bayrağını en ileriye taşıyacağımıza bugün buradan bir kez daha ant içiyoruz, Yoldaşlar.

***

İkinci konuşmayı genç Yoldaşlarımızdan Mustafa Arıkan yaptı. Mustafa Arıkan Yoldaş’ımız coşkulu konuşmasında şunları söyledi.

“Yamanlar’ın hırçın çocuğu, her yıl olduğu gibi geldik. Yüreğimizin umuduyla, sisteme olan hıncımızla… Sensiz Yamanlar sokakları hâlâ boş. Sevmediğin sarı sendikalar cirit atıyor. Taşeron işçiler öksüz. Ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri yağmalanıyor. AKP’giller talana devam ediyor. Umut yok mu? Var Ayhan Yoldaş! Sahteler ne kadar ABD-AB Emperyalizmi diyemese de, Yoldaşların Kurtuluş Partililer savaşıyor, senin gibi yitirdiklerimiz için. Halklarımız için ölmedin, savaşımızdasın, yanımızdasın.”

Genç Yoldaş’ımız Adnan Yücel’in “Yer Yüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şirini okuyarak konuşmasını sonlandırdı.

Son olarak Partimiz Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir İl Başkanımız Av. Tacettin Çolak konuşma yaptı. Tacettin Çolak konuşmasında şunları söyledi:

***

6 yıl oldu değerli arkadaşlar, Yoldaşımızın mezarındaki çamlar büyümeye başladı…

60 yıl da olsa 600 yıl da olsa Ayhan Yoldaş ve Ayhan Yoldaş gibi kısacık ömrünü ya da uzun ömrünü Halkların Kurtuluş Davası’na adamış olan herkes böyle anılacak, böyle yaşayacak. Yani Yoldaşlar için biraz önce genç Yoldaşımızın okuduğu şiirde belirttiği gibi, bugünlerden yarına direnenler ya da bugünlerden yarına direnenler Yoldaşları için her zaman yaşamaya devam edecek.

Yeni Yoldaşlarımız olacak. Ahmet Engin Yoldaş’ın tanımadığı Üç Şehitlerimizi anlattığı gibi, Ayhan Yoldaş’ımızı anlatanlar da olacak. Biz de zamanla Ayhan Yoldaş gibi sonsuz dinlenişe çekileceğiz. Ama tek bir şey, gerçekten tek bir şey istiyorum: Ayhan Yoldaş gibi davasına sadık, Üç Şehitler’imiz gibi kararlı, mücadeleci, gözünü budaktan esirgemeyen bir davanın neferleri olarak bu dünyayı terk edebilirsek, yaşamımızın hakkını vermişiz demektir.

Hep söylüyoruz; az yaşamışız, çok yaşamışız hiçbir önemi yok. Önemli olan hakkı ile yaşamış olmak, yaşamın hakkını vermektir.

Ne diyor büyük devrimci Che, çocukları ile konuşurken?

Dünyanın neresinde olursa olsun haksızlıklar karşısında eğer yüreğin titremiyorsa yaşamın bir anlamı yok. Dolayısıyla Halkın Kurtuluş Partililer olarak, Halkın Kurtuluş Davasına boylu boyunca giren ikirciksiz insanlar olarak, yaşamımızın hakkını vermenin uğraşı içerisindeyiz.

Burada Üç Şehitler’imizle, Ayhan Yoldaş’ımız’la birlikte dört işçi önderini dört Devrimci Önderi anıyoruz. Aslında bu dört önder de yaşlarının genç olmasına bakmadan inandıkları dava uğruna çevrelerindeki insanlara, işçilere, emekçi halka, esnafa, köylülere güven vermiş devrimcilerdir. İşte o güvenden kaynaklanan ve Hikmet Kıvılcımlı’nın teori ve pratiğini de benimseyen önderler olarak, bu kısacık yaşamlarını dolu dolu geçirmişlerdir.

Üç Şehitlerimiz, maalesef Parababalarının rezil soygun düzeni nedeni ile şu anda kat karşılığı o garibanların evlerini zorla çarptıkları, izbe gökdelenlere çevirdikleri Yenimahalle’nin Şentepe’sini devrimci bir mahalle haline getiren Yoldaşlarımızdı. Aynı zamanda işçilik de yapan Yoldaşlarımızdı, bir tanesi öğrenciydi. Zeki Başkan’ımız daha iyi bilecek ama Mahmut Yoldaş’ımız tamamen fabrikalarda, modern işkolunda mesleği kaynakçılık olan yani işçileşmiş devrimcilerdi. Aynı zamanda o dönemin koşullarında, bellerinde silahla yaşamak zorunda oldukları mahallenin faşist işgalden kurtulması için mücadele ediyorlardı. Öyle yapmak zorunda oldukları için de arkadaşlarımızdan hem faşistler hem Pol-Bir’li faşist polisler korkuyordu. Nitekim Yoldaşlarımızı uykularında katlettiler. Katledildiklerinde lise öğrencisiydim Konya’da.

Söylediğimiz gibi sahte barış sloganlarıyla ya da sahte barış gösterileriyle insanlığa barış gelmez. İnsanlığa barış getirecek olan Sosyalizmdir. Sosyalizmden başka hiç bir düzen insanlığı rahat ettirmez. Ekonomik, siyasi sömürü ve soygunun yanında insanların yaşadıkları vatan toprakları da ölüm tarlalarına dönüşüyor. Ortadoğu’daki emperyalist işgalleri geçmişten biliyoruz, on yıllardır yaşıyoruz. Örnek olması bakımından Afganistan’da görüyoruz şimdi.

20 yıl Afganistan’ı işgal eden emperyalistler, o da bir proje dahilinde Ortaçağcı güçlere o ülkeyi terk edip gittiler, yüzlerce insanın katlederek ya da katlettirerek. Yoksa Kabil’de patlayan bombaların müsebbibini anında vurduk, öldürdük diyenler, o bombaları patlatanları, eylemlerini gerçekleştirmeden önce pekâlâ yakalayabilirlerdi. Ama dertleri o değil. İnsanlar birbirlerini boğazlasın, insanlar birbirine düşmanlaşsın, can korkusu duyar hale gelsin; kendileri de demokrasi, barış, özgürlük getiriyoruz diye bu işgallerini gerçekleştirsinler…

1979’da bizim Türkiyeli hatta dünyadaki Maocu gruplar başta olmak üzere birçok sahte solcuların işgal filan diyerek kınadıkları Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a yaptığı müdahalede hiç böyle katliamlar olmadı. Tam tersine karnaval havasında Afganistan’a girdi Kızılordu.

Sonraki süreçte de 92’ye kadar, Necibullah’ın devrilmesine kadar da eğitimde, sağlıkta, toplumsal yaşamda özellikle kadının toplumsal yaşama dahil edilmesinde, kadının üretime dahil edilmesinde çok ciddi yol alındı. Sovyetler Birliği’nin desteğiyle fabrikalar yapıldı.

Ama tabiî maalesef Sovyetler Birliği’ndeki ve Sosyalist Kamp’taki uygulanan Sosyalizm, gerçek anlamda Marksist-Leninist ilkelere dayanan bir Sosyalizm olmadığı için de Afgan Devrimi’ni yalnız bıraktılar. Şu anda Afganistan, devlet otoritesi olmayan Ortaçağcı, insan bile denilemeyecek Dördüncü Tür Yaratıkların denetimine terk edilmiş bir ülke haline geldi. Dolayısıyla mücadelemizin, bizim ülkemizdeki Ortaçağcıların onlara gönderdikleri güzellemelerle birlikte değerlendirdiğimizde ne kadar kahırlı ve zorlu olduğunu görmemiz gerekiyor.

1 Eylül denilince bizim için bir anlamı da, genç Yoldaşlarımız söyledi, Aras Kargo İşgali’dir. Artık Aras Kargo İşgali tekrarlanamıyor şu anda. Görüyoruz, İşçi Sınıfı mücadelesi içerisinde 12 Eylül sonrasının en militan, en kahraman ve o dönemki sınıf mücadelesi içerisindeki ölü toprağını silkeleyen o mücadele tekrarlanamıyor. O mücadeleye önderlik yapmaktan ayrıca kendi adıma da gurur duyuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

***

Konuşmaların ardından Devrim Andımız söylenerek anma etkinliğimiz sona erdi.

Üç Şehitler Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşlar Ölümsüzdür!

Ayhan Kaya Yoldaş Ölümsüzdür!

1 Eylül 2021

Kurtuluş Partililer