Patronları ve yerel taşeronlarıyla birlikte “Komünizmle Savaşacağız” diye Laik Cumhuriyet’i yıkanlar

17.12.2018
354
A+
A-
Patronları ve yerel taşeronlarıyla birlikte “Komünizmle Savaşacağız” diye Laik Cumhuriyet’i yıkanlar

Behey Amerikancı Satılmış NATO Generalleri!

Demek FETÖ gibi CIA piyonu İblis’i ve benzer bir insan sefaleti olan Mehmet Şevki Eygi’yi ve bunlar gibi daha bir yığın Ortaçağcı, insanları Allah’la aldatma üstadı, vatan millet ve halk düşmanını Özel Harp Dairesi’ne-Seferberlik Tetkik Kurulu’na aldınız, onlarla beraber her türlü kanun dışı, ahlâk dışı, Laiklik dışı işler yaptınız, öyle mi?

Onların önünü açtınız, kolladınız, korudunuz ve Türkiye’yi adım adım yine satılmış siyasetçilerle birlikte el ele vererek Ortaçağ karanlığına sürüklemelerine ve Laik Cumhuriyet’i yıkmalarına yardımcı oldunuz, öyle mi?

Halkımızın yüzkarasısınız, bre utanmazlar!

Bir de kalkıyorsunuz, hiç utanıp sıkılmadan “Biz Türk Milletinin Ordusunun komutanlarıyız.”, diyorsunuz. “Bizim Başkomutanımız Mustafa Kemal’dir.”, diyorsunuz.

Hadi oradan be!

Sizler Amerika’nın beynini ve yüreğini boşalttığı, birer zavallı piyon robota dönüştürdüğü sefaletlersiniz. Taşıdığınız üniformanın bir tek düğmesini bile, yediğiniz karavananın tek kaşık aşını bile, aldığınız maaşın kör kuruşunu bile hak etmiyorsunuz aslında.

Bir de kalkmış İsmail Hakkı Pekin nam zavallı; ordu, devlet böyle kanaat önderlerini kullandı, diyor. Kullanması gerekir, diyor.

A hödük, insan bugün olsun gelinen aşamada sonuçtan bakar olaya bir be!

Kim kimi kullanmış?

Bal gibi FETÖ, Mehmet Şevki Eygi ve bilumum benzeri birer yılan yuvasından farksız olan tarikat ve cemaat yapılanmaları sizi kullanmışlar. Sizi hödük yerine koymuşlar, hatta eşek yerine koymuşlar, kullanmışlar be…

Aslında yaşayanlarınızın tamamının vicahen, ölülerinizinse gıyaben FETÖ’ye ve benzeri Ortaçağcı yapılanmalara yardım ve yataklıktan dolayı, Laik Cumhuriyet’i elbirliğiyle yıkmaya verdiğiniz sınırsız katkılardan dolayı ve Anayasayı ihlal suçu işlemenizden dolayı yargılanmanız gerekir. Yargılanacaksınız da!

“Özel Harp Dairesi” denen, “Seferberlik Tetkik Kurulu” denen CIA yönetimindeki Süper NATO’nun yani Kontrgerilla’nın Türkiye şubesini CIA’cılarla beraber kurmanızdan, yönetmenizden ve kanlı katliamlara girişmenizden dolayı yargılanacaksınız!

Neyse…

Bu İsmail Hakkı Pekin nam zavallının bir televizyon kanalında yaptığı şu itiraflara bakın bir:

***

Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Fethullah Gülen ve Mehmet Şevket Eygi’nin 1959’da Özel Harp Dairesi içinde görevlendirildiğini öne sürmesi tartışma yarattı.

Milliyet gazetesi yazarı Tunca Bengin, İsmail Hakkı Pekin’in bir TV programında yaptığı açıklamaları bugünkü köşesine taşıdı.

Tunca Bengin, “FETÖ’cülerin yargıya, askere, polise, üniversiteye, bürokrasiye kısaca devlete nasıl sızdıkları artık sır değil. Bunun 1950-1960’lı yıllardan başladığı ve uzun yıllar Fetullah Gülen’in nasıl korunup kollandığı da… Örneğin Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin geçenlerde bir televizyondaki tartışma programında ‘Fetullah Gülen, Mehmet Şevket Eygi gibi isimler 1959’da Özel Harp Dairesi içinde görevlendirildi. Görevleri, Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi. 12 Eylül’den sonra yakalanan Fetullah Gülen’in serbest bırakılması için Genelkurmay Başkanı aradı ve serbest bırakıldı’ dedi.”

“Bunun üzerine biz de Pekin’i aradık ve bu konunun detaylarını sorduk. Tabii öncelikle de Fetullah Gülen’in Özel Harp Dairesi elemanlığını… Yanıtı şuydu” diyen Tunca Bengin yazısını şöyle sürdürdü:

“Bu adamlar kanaat önderleri olduğu için ister istemez böyle bir teşkilat gözardı edemez bunları. Mutlaka içine alması lazım. Önemli olan teşkilatlanan bu kişilerin kontrolü. Yani devletin bunları kontrol etmesi gerekiyor. Çünkü bu güçlendikten sonra yavaş yavaş ABD’nin kontrolüne geçmiş bir adam. Tabii ABD istihbaratı da böylesine önemli bir örgütü bırakmak istemez.’

Fetullah Gülen Özel Harp Dairesi’nin adamıydı yani?

Evet. Özel Harp Dairesi’ne bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu’nun elemanıydı. Eleman muvazzaf subay gibi daimi görevli değil. Bunlar ismen kaydedilmiş gerektiğinde kullanılmak üzere adamlar. Yerleri, hareket tarzları belli ve bütün bunlara bir takım kolaylıklar sağlanmış, bir takım haklar tanımışlar. Siyasiyse desteklenmiş, tüccarsa ihalede, kredi verilmede kolaylık sağlanmış ya da kanaat önderiyse bunların faaliyetlerine müsaade edilmiş falan gibi. Hatta 1980 yılında İzmir’de Sıkıyönetim Komutanı amiral Fetullah Gülen’i tutukluyor fakat daha sonra serbest bırakıyor.

Neden tutuklanıyor?

Sıkıyönetim kararlarına aykırı faaliyette bulunuyor diye. Çünkü arananlar listesinde ismi var. Büyük ihtimalle şikâyet olmuştur. O zamanlar ben yüzbaşı olarak Bursa-İznik’te görevliydim. Orayla ilgili de bir sürü şikâyet vardı. Yani bu Fetullahçıların insanları etkilediği, gemi azıya aldığı gibi şikâyetler vardı. Ama bu şikâyetlerin üzerini örttüler. Çünkü o zamanlar kullanıyorlardı bu adamları. Onun için herhangi bir şey söylemediler üzerine gitmediler.

Nasıl serbest bırakılıyor?

Fetullah Gülen’i bıraktırmak için önce Deniz Kuvvetleri Komutanı arıyor sonra Kara Kuvvetleri Komutanı telefon ediyor. En son Kenan Paşa’nın telefonundan sonra serbest bırakılıyor.

ABD’nin telkini de olabilir mi?

O da olabilir. Fetullah o zaman ABD’nin kontrolüne geçmiş ve telkin bir şekilde ABD büyükelçiliğinden olabilir tabii… Doğrudan Kenan Paşa’ya mı söylerler? Sanmıyorum belki de etrafındaki kişilere söylemişlerdir, onlar etkilemiş olabilir. Çünkü bir kanaat önderinin o zaman için önemi çok fazla. Özellikle 12 Eylül’ün belli bir aşamasından sonra, partilerin kapatılması ve alınan tedbirlerle ilgili Türkiye’de büyük bir tepki oluşmuştu. O tepkiyi azaltmak için de bunlar kullanılmış… Daha sonra gelenler de oy kaygısıyla kullanmışlar. Fetullah’ın bu kadar çok devlet içine sızmasının nedenlerinden bir tanesi her iktidar döneminde kullanılmaya elverişli olması ve her iktidar döneminde kullanıldığı için de devlette çok kritik yerleri kapmasından kaynaklanıyor.

Devletin Fetullah’ın kim olduğunu bilmemesi mümkün değil yani?

Bu açık ve net devletin bilmemesi mümkün değil. Devlet dediğimiz zaman ben bürokrasiyi emniyeti, silahlı kuvvetleri de falan kastediyorum, oların hepsi biliyor bu adamın ne olduğunu. Siyasiler de biliyordu… (https://odatv.com/fethullah-gulen-ve-mehmet-sevket-eygi-elemanimizdi-10121819.html)

***

Nedir ABD’nin “Yeşil Kuşak Projesi”nin amacı?

Sovyetler’i yumuşak alt karnından Ortaçağcı Faşist Din Devletleri ile -ki bunların tamamı İslam ülkelerinden oluşmaktadır- kuşatarak Sosyalizmin bu ülkelere yayılmasını engellemek.

Yani bu ülkeleri Ortaçağ karanlıklarına sürükleyerek, ideolojice birer deliler koğuşuna çevirip karantinaya almak.

Ne acıdır ki hain, kalleş ve alçak ABD bu amacına ulaşmış bulunmaktadır bugün. Bu proje kapsamındaki İslam ülkelerinin nüfusunu oluşturan insanların yarısı, hatta bazılarında ezici çoğunluğu halkımızın “Al Allah delini, zapt eyle kulunu” dediği türden zihin hasarına uğratılmış, dünyayı, toplumu, olayları, gerçekleri görmekten, algılamaktan, kavramaktan, yorumlamaktan aciz bırakılmış zavallılar sürüsü haline getirilmiştir. Bir anlamda sürüleştirilmiştir.

Bre hain generaller!

Satılmış generaller!

NATO’cu ABD kuklası generaller!

Demek Türkiye’yi NATO’ya sokan, sizin yönetiminizi de Amerika’nın yarı sarhoş, yarı sapık generallerinin emrine veren, satılmış halk düşmanı siyasilerle el ele verdiniz, hep birlikte “Komünizmle Mücadele Derneği” gibi çalıştınız, öyle mi?

Vatan millet, Laik Cumhuriyet ne olursa olsun. Yansın, yıkılsın, yok olsun, umurunuzda olmadı hiç, değil mi?

Yeter ki bu ülkeye Sosyalizm gelmesin…

Bre ahlâksızlar!

Sosyalist olmak gerçek anlamda insan olmaktır be!

Geçen 4 Kasım’da yaptığımız Hikmet Kıvıcımlı Usta’mızı Anma Konuşması’nda netçe, Kur’an’dan ayetlerle ispatladık ki, Hz. Muhammed’in gönlünden de, hatta Sosyalizmin bile ötesinde, tamı tamına Komünist bir toplum kurmak geçiyordu.

Fakat acıdır ki buna gücü yetmedi. Çünkü başta Mekke gelmek üzere Arap şehirlerini insanlık düşmanı, azgın sömürgen Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfı, örümcek ağları gibi sömürü ve vurgun ağlarıyla, örgütlenmesiyle sarıp kuşatmıştı.

O sınıfı yıkıp, temellerinden söküp, süpürüp atmaya Hz. Muhammed’in ve kendisiyle aynı ruhu paylaşan Ebubekir, Ömer ve Ali’den oluşan yüce kalpli Halifelerinin ve Ebuzer, Bilal-i Habeş gibi temiz kalpli sahabelerinin gücü yetmedi.

Arap Toplumunu Cehennemle korkutmasına ve Cennetle ödüllendirmesine rağmen, Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in bu en kutsal davayı, yani Cenneti bu dünyada kurma davasını, pratiğe geçirmeye, dolayısıyla da zafere ulaştırmaya gücü yetmedi.

O azgın, acımasız, asalak Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının yaptığı hayâsızca talan ve sömürünün bir nebze de olsa hafifletilmesine, ılımlandırılmasına gücü yetebildi ancak. O da çok kısa süreliğine oldu.

Osman’la birlikte bu sınıf yeniden tüm hâkimiyeti eline alarak acımasız talan ve sömürüsüne bütün hızıyla devam etti.

Bunu takip eden Emevi Saltanatı ile birlikteyse İslam tersyüz edildi, içi boşaltıldı, ruhu yok edildi. Sadece Zikir, Namaz, Oruç, Hac gibi ritüellerden oluşan bir Kabuğa indirgendi İslam…

Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının Kapitalist Toplumdaki karşılığı, aynı insanlık dışı özelliklere sahip Finans-Kapitalistler Zümresinin yani Tekelci Kapitalizmin temelini oluşturduğu Emperyalistlerdir.

İşte bugün de Türkiye’de ABD emrine girmiş biri Antika, biri Modern bu iki halk düşmanı, asalak, hain, vurguncu sınıfın tahakkümü vardır. Çektiğimiz bütün acılar ve başımıza gelen bütün bu iki Amerikancı, halk düşmanı, insanlık düşmanı sınıfın sömürü ve ihanetlerinden kaynaklanmıştır.

İsmail Hakkı Pekin’in itiraflarından kesince anlaşılmaktadır ki, Türk Genelkurmayı da aynen bu asalak sınıflar gibi, aynen onların emrindeki siyasiler gibi, medya gibi ABD emrine girerek vatana millete ve halka ihanetle geçirmiştir, 1952’den bu yana yaşanan süreci.

Bunun tek istisnası, 27 Mayıs Politik Devrimi’nin yurtsever, gerçek anlamda Mustafa Kemalci ve Kuvayimilliye Geleneğine sahip pırıl pırıl, içtenlikli Genç Subaylarıdır.

Tabiî Türk Ordusu’nun bu oluşumlardan habersiz, askerliği yiğitlik yarışı olarak görüp kabullenen Mustafa Kemalci yığınla subayı vardır. Halk çocukları yani rütbesiz vatan evlatları zaten namusludur, vatanseverdir, halkseverdir.

Bizim kastettiğimiz, lanetle anılması gereken hainler güruhu, FETÖ gibi, Mehmet Şevki Eygi gibi ve bunlar benzeri yığınla Ortaçağcı tarikat şeyhleriyle, mollalarıyla kucak kucağa girip iş tutan, “Yeşil Kuşak Projesi”nin Türkiye’de hayata geçirilmesi için çalışan generallerdir, onların altındaki bu işe dahil olmuş, hainleştirilmiş subaylardır.

Amerikancı, hain generaller!

Uygulamak için kanteri döktüğünüz, ABD Emperyalist Haydudunun “Yeşil Kuşak Projesi” sonunda hayata geçti. Fakat, tabii bunun hayata geçebilmesi için de Laik Cumhuriyet’in yıkılması gerekiyordu, o da yıkıldı sayenizde…

Gördünüz işte, Kaçak Saraylı Tayyip, 15 Temmuz’dan itibaren kışlalarınızın önünü çöp kamyonlarıyla, iş makineleriyle kapattı. Açlık ve susuzlukla terbiye etti sizi. Onurunuzu ayaklar altına aldı. Harp Okullarınızı, hastanelerinizi kapattı.

Memnun musunuz düşürüldüğünüz durumdan?

Belki de memnunuz, dersiniz, değil mi?

“Türkiye’ye Komünizm gelmedi ya. Laik Cumhuriyet yıkılırsa yıkılsın. Ordu, Yargı, Eğitim heder edilirse edilsin. Tayyibistan Faşist Din Devleti kurulursa kurulsun.”, öyle mi?

Yazık be! Yazık sizin insanlığınıza…

Soralım burada İ. Hakkı Pekin’e:

Bugüne kadar niye açıklamadın bu gerçeği?

Soralım İlker Başbuğ Paşa’ya:

Bilmiyor muydun sen bu gerçekleri?

FETÖ Türk Ordusu’yla birlikte Laik Cumhuriyet’in altını oyarken ne yapıyordun sen?

Çayırda mı geziniyordun?

Bir de kalkıyorsun Mustafa Kemal hakkında kitap yazıyorsun güya, ha?

Sen ve benzerin bir milyon insan bir araya gelse Mustafa Kemal’i ve yaptıklarının, başardıklarının milyonda birini olsun anlayabilir mi be!..

FETÖ gibi, benzerleri gibi ilkokulu bile zar zor bitirmiş Ortaçağcı İblis’lerin şamar oğlanı ol, ondan sonra da kalk, Mustafa Kemal’i anlamaktan bahset…

Hadi oradan, hadi oradan!

İşte bu boşluğunuzdan, kofluğunuzdan, çapsızlığınızdan ve zavallılığınızdan dolayı, 15 Temmuz sonrası alayınız Kaçak Saraylı Tayyip’in gölgesine sığındınız.

İşte siz bu kadar zavallısınız, bu kadar zihin hasarına uğratılmışsınız, bu kadar hainsiniz, bu kadar NATO’cusunuz, bu kadar ABD kuklasısınız.

Hiçbirinizin Menderes’lerden, Bayar’lardan, Demirel’lerden, Özal’lardan, Tayyipgiller’den zerre miktarda olsun farkınız yoktur.

Tabiî, Necdet Özel gibi, Hilmi Özkök gibi, Kenan Evren gibi, Memduh Tağmaç gibi, Cevdet Sunay gibi, Antikomünizmle kafayı bozmuş NATO heveskârı Amerikanofil generaller zaten bu kanun dışı, aşağılık işi seve seve yapmışlardır.

Gördüğümüz gibi arkadaşlar, bunların her biri sanki asker değil, siyasetçi değil, sadece Komünizmle Savaş Derneği’nin Amerikan kuklası birer üyesi olmuşlardır.

Türkiye durduk yerde bugünkü karanlık günlere getirilmemiştir. Laik Cumhuriyet bir anda yıkılmamıştır.

İşte siyasetçisiyle, generaliyle, sözde biliminsanı ajan profesörleriyle, medyasıyla; 1945’ten beri uğraşıla uğraşıla aşındırılmış, yıpratılmış, sarsılmış ve sonunda çökertilmiştir…

Buna karşı da görüldüğü gibi cepheden, açıkça, yiğitçe, mertçe, bilimlice, bilinçlice, kararlıca ve fedakârca mücadele eden, Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı ve biz olmuşuzdur.

Tabiî Denizler, Mahirler de, tüm Devrim Şehitlerimiz de bunlara karşı, bilinçli olmasa da, mücadele etmişlerdir ve bu uğurda hayatlarını vermişlerdir.

Bu karanlık günlerden elbette çıkılacak bir gün. Bu kâbustan kurtulacak Türkiye. Bu Ortaçağcı Tayyipgiller iktidarı devrilecek. Meclisteki Amerikancı Beşli Çete yok olup gidecek.

Ve Devrimci Demokratik Halk İktidarı kurulacak.

Yani Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız Sosyal Kurtuluşla bütünleştirilecek.

Fakat o güne kadar bu devrim sürecinde büyük fedakârlıklar yapılacak, büyük acılar çekilecek, kayıplar da verilecektir.

Fakat ne yapalım… Başka türlüsü mümkün değildir.

Lenin Usta’nın dediği gibi, Devrimler, taraftarlarından büyük fedakârlıklar bekler.

Biz bunu gönüllüce kabullendik zaten; halkımız da yavaş yavaş uyandırılacak, bilinçlendirilecek ve bu kavgaya sokulacaktır.

Zafer eninde sonunda haklıların, namusluların, halkseverlerin ve yurtseverlerin olacaktır, Gerçek Devrimcilerin olacaktır!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

17 Aralık 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı